Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard-arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül-gürül
Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda, Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında. Yapraklarım yapraklarım, rüzgârda sallanır, Güneş
Bazı şiirler aşkı tanımlamaz, aşkın kendisini koyar ortaya; iki kişinin birbirine dokunuşu gibi çıplak, iki kişinin yalnızlığı gibi derin. Ataol Behramoğlu’nun “Aşk İki Kişiliktir”i tam
Bu gün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telaş Gencim
. Turgut Uyar’ın “Sevda Sözleri” tam öyle bir şiir. Erken döneminin en dokunaklı, en çıplak eserlerinden; sevgiliye değil, sevgiye sesleniyor sanki. İşte o dizeler: Sevda
Bazı şiirler vatanı bir sevgili gibi kucaklar; ne süslü laflar eder ne de büyük nutuklar atar, sadece sever. Turgut Uyar’ın “Türkiye’m”i de öyle; erken döneminin
Bazı şiirler, şehrin neon ışıklarının arasında bir orman gibi belirir; yabani, uzak ve kurtarıcı. Turgut Uyar’ın “Geyikli Gece”si tam öyle bir şiir. Okurken sanki asfaltın
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’yaKaç donanmayla sarılmış ufacık bir