Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Nâ-Temessük

Aydın GEDİKLİ
Siyah poşetin içerisine konulmuş hayallerini ve mahvettiği muheyyelatına sebep olan siyah poşeti alarak, ritüelleştirdiği ayini gerçekleştirmek için balkona geçti. Kadehleri peyderpey midesine indirdikten sonra, A.’nın omzuna dokunmasıyla irkildi. A.’nın üzerinde Oğuz’un yıllar önce evliyken giydiği kıyafetler vardı. A. ne zaman bu kıyafetleri giyse Oğuz’dan tek beklentisi o yılların detaylıca anlatılmasıydı.

Röpteşambırın eteğini topladıktan sonra, dolmuş küllüğü balkondan aşağıya döküp sadece ‘‘Seni dinliyorum.’’ dedi A. ‘‘Üzerindeki röpteşambırı en son giydiğimde bir erkeğin ulaşabileceği en uç zirve düşünceler içerisindeydim. Çok zor izin almıştık annesinden. Gerçi ben bir şey yapmamıştım ama yine de o stresi yaşamıştım. O telefonun ucunda haber beklemek çok zordu. Evin içerisinde deli dana gibi dolaşıyordum. Onun aklı olmak istemenin yanı sıra, görünmezliği icat edip evin içerisinde izin alma merasimini canlı izlemek için neler vermezdim diye kendime cümleler kuruyordum. Hastanede zaman geçtikçe kötüye giden hastaların düşünceleri gibi düşüncem yoktu. Çünkü her geçen dakika beni hedefe ulaşmaya bir adım daha ileriye götürüyordu. Ben telefonun başında çaresizce beklerken kutlu mesaj gelmişti. Tek cümle: ‘Aşkım izin aldım gidiyoruz…’ yazıyordu. Tabi bu cümleyi bu kadar bekledikten sonra 1 kez okumakla yetinmedim. Tekrar tekrar okudum. Cümleyi devrik yapıp tekrar okudum. Bu zevk kiralık fahişeden daha tatlıydı.’’

Buket –Oğuz’un sevgilisi-

-İnanır mısın izin alacağıma değil benim annemin bile inanası yoktu.

(Aksilik! Sahnede ışıklar gider. Sorun 10 dakika sonra düzelir. Bu dakikalarda genç sevgililer göz gözü görmediği için öpüşür. Tiyatro görevlisi sahneye çıkarak sorunun neyden kaynaklandığı konusunda seyircilere bilgi verir. Bu sorun münasebetiyle herkese mısır ısmarlanır.)

Kırmızı perde, sağa ve sola olmak üzere açılır.

Buket:

-İnanır mısın izin alacağıma değil benim annemin bile inanası yoktu.

Oğuz:

-Yahu senin inancın yoktu. Benim ise Tanrısını tanımayan bir Hristiyanın inandığı inançlık gibi bir inanç vardı. (Sesli kahkaha atar.)

(Buket’in yüzü düşer. Sandalyeye oturur.)

Oğuz: -Buket’in yanına gelerek-

-Ah yeşil gözlüm benimle ilk kez tatile çıkacağın için mutlu değil misin?

Buket: -kafasını yere eğerek-

-Sevdiğim insanla yakamoz izleyeceğim hayali bile beni bu kadar mutlu ederken nasıl böyle düşünürsün? Tek meramım aileme yalan söylemek anlıyor musun?

(Son nefesini veren yaşlı adamın vasiyeti kısıklığıyla sahneye şu ses verildi: Oğuz o gün evlenmeye karar vermişti Buket’le. Çünkü ailesine söylediği yalandan ötürü bu kadar üzülen bir kadınla muhakkak evlenilirdi. Küçükken anneannesi Oğuz’a ‘‘Bak oğul, ailesine saygı göstermeyen, yalan söyleyen ve kaba konuşan bir kadın elbet bir gün sana da aynısını yapacaktır. Emin ol ailesinden daha değerli değilsin.’’ demişti. Oğuz bu cümleleri ne kadar aklına kazıdıysa her tanıştığı kadında bu kriterleri arıyordu. Buket tam da böyle bir kadındı. Ailesine yalan söylemenin utançlığı altında ezilip tatil planı yapmıştı.)

Oğuz:

-Bu konuda sana hak veriyorum. Bazı hayallerin düşlenmesi haz verir ama yaşanması acı verebilir. O yüzden sevdiğim, eğer ki bu konu seni çok üzecekse emin ol tüm planı iptal edebiliriz. Hem evlenmemize şurada ne kaldı? Şu okul bir bitsin bak bakalım ailenin karşısına çıkıp kızınızı istiyorum diye nasıl haykırıyorum izle…

Buket sessiz kalır. Oğuz çevresini kontrol ettikten sonra bir sigara yakar. Sessizlik birkaç seyircinin öksürmesiyle bozulur. Halbuki bu öksürük masum bir öksürük değilmiş. Öksürük korosunun şefiymiş… Ha-ha. Seyirciler öksürürken Buket kafasından geçenleri sessizce terennüm eder. Bu adam benim ilerideki kocam olacak kişi… Yalan söylediysem onun için söyledim yahu. Hem bugüne kadar hiç yalan söylemedim. Hay aksi! Mikrofon takılıymış. Bu sözleri duyan bir seyirci –orta yaşlı dul- ayağa kalkarak ‘‘sakın yapma! Hayalleri yıkılmış kadınların manifestosudur bu evleneceğim adam ne de olsa sözleri. Lütfen yapma. Sakın gitme…’’ dedi. Bu sözler salonda yankılanır yankılanmaz 4 köşeye konuşlanmış güvenlik, kadının kollarına girip kadını dışarı attılar. Kadın dışarı atılırken ağzından çıkan cümleler kesik kesik sahneye geliyordu. GİT..GİTM.Gİ.Gİ.ME. GİTME!..

İlgili Haberler

“Arıtan” Kelimesinin Etimolojisi

okuryazarkitaplar

Rübab-ı Şikeste – Tevfik Fikret

okuryazarkitaplar

31 EKİM 1964 – Arif DAMAR

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...