Zamanın henüz adı yokken gök ile yer arasında ince bir perde vardı. Bu perde, tanrıların nefesinden, insanların dualarından ve unutulmuş krallıkların küllerinden örülmüştü. O günlerde
Mars’a ilk koloni indiğinde dünyada bayram ilan edilmişti. Ekranlarda çocuklar kırmızı balonlar uçuruyor, spikerler “İnsanlık ikinci evini buldu.” cümlesini tekrar edip duruyordu. Oysa Mars, insanın
Tarih, sadece kitaplarda yazan bilgilerden ibaret değildir. Tarihi nesneler ve yapıtlar, geçmişi gözle görebileceğimiz, dokunabileceğimiz kanıtlar olarak karşımıza çıkar. Ortaokul ve lise öğrencileri için bu
Türk kültürü, tarih boyunca yerleştiği coğrafyaların ve etkileşim kurduğu medeniyetlerin izlerini sanatına ustalıkla işlemiştir. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bu yolculukta ortaya çıkan “Geleneksel Türk Sanatları”,
Kültür dediğimiz kavram, aslında bir milletin tarih boyunca biriktirdiği “yaşam hafızasıdır.” Bu hafıza; yediğimiz yemekten, söylediğimiz türküye, inşa ettiğimiz binalardan, birbiriyle selamlaşma şeklimize kadar her
Tarih, yalnızca kitaplarda yazılı olan olaylardan ibaret değildir. İnsanların yaşadığı, düşündüğü, ürettiği her şey bir iz bırakır. Bu izler bazen bir taşın üzerine işlenmiş yazı,
Kültür dediğimiz kavram, aslında bir milletin tarih boyunca biriktirdiği “yaşam hafızasıdır.” Bu hafıza; yediğimiz yemekten, söylediğimiz türküye, inşa ettiğimiz binalardan, birbiriyle selamlaşma şeklimize kadar her
Çocuk hakları, her çocuğun eşit şekilde korunma, eğitim, sağlık ve oyun hakkına sahip olduğunu belirten kurallardır. Bu hakların uluslararası boyutta güvence altına alınması için 1989
İnsan, yalnız yaşamak için değil, toplum içinde var olmak için yaratılmış bir varlıktır. Birey ve toplum arasındaki ilişki, hem kişisel gelişimi hem de toplumun düzenini