Çocukluğumdan beri İsviçre’de büyümüş biri olarak, matematiğin kesinliği ve dijital dünyanın mantığıyla erken yaşta tanıştım. Bu yüzden kendimi çoğu zaman Z Kuşağı’nın erken bir versiyonu
Hiç ses çıkmadı gidişinde. Kapı sertçe kapanmadı, bağırışlar olmadı, suçlamalar savrulmadı. Sadece, sustuk. Belki de en çok o sustuklarımız incitti beni. Ben, senin gözlerinde kalmak
Çay, Türkiye’nin gündelik yaşam pratikleri içinde basit bir içecek olmaktan çok daha fazlasını temsil etmektedir. Sosyolojik, antropolojik ve kültürel açıdan ele alındığında, çayın toplumun kendini
Atlas’ın Kalbinden Yazan: Bike S. Demirkız Ben Lyraan.Atlas’ın yolcularından biriyim.Siz ona bir kuyruklu yıldız diyorsunuz, oysa biz ona “Ana Taşıyıcı” deriz. Çünkü o bir taş
Göklerin en eski zamanlarında, henüz dağların nefes aldığı, nehirlerin uykusuz geceler fısıldadığı çağlarda, Dalın Efendisi olan Ay Tanrıçası Wolhwa (Ay Çiçeği) gök kubbenin üzerinde yalnız
Şehrin en kalabalık caddelerinde yürürken insanların adımlarına karışmış minik gölgeler belirir. Kimi kirli bir duvar dibine sinmiştir, kimi köprü ayaklarının altında uyur, kimi insanların kalabalık
"Yaradılış gayemiz nedir?" sorusu takılır bazen aklıma. Yiyip içmek, gezip tozmak için olmasa gerek bunca nizam ve intizam. Asırlardır bir doluyor bir boşalıyor kâinat. İlk insandan itibaren
Anadolu coğrafyası, tarih boyunca birçok uygarlığın kesişim noktası olmuş; bu durum kültürel, sanatsal ve dinsel açıdan benzersiz eserlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu eserlerin en
Gül, insanoğlunun yüzyıllardır peşinden koştuğu güzelliğin en zarif hâllerinden biridir. Ona “çiçeklerin sultanı” denmesi boşuna değildir; hem görünüşü hem kokusu hem de insanda bıraktığı iz,