Klinik Psk. Süveyda Burçak Eris
[email protected]
Duygularını Tanımakla Başlar
Bazen ne hissettiğimizi bile bilmediğimiz anlar yaşarız. Sadece bir ağırlık, bir sıkışma ya da belirsiz bir huzursuzluk hissederiz. Sanki bir şeyler içeriden konuşur ama biz duyamayız. Halimiz sorulduğunda “iyiyim” deriz ama bu kelime bazen sadece bir sığınaktır. Çoğu zaman “iyiyim” demek, gerçek bir cevap değil, sadece bir reflekstir. Oysa duygular, görülmek ister. Duyguların okuryazarı olmak, işte bu görünmeyeni görmeyi öğrenmektir.
Duygular, anlaşılmayı bekleyen bir dil konuşur. Biz sustukça, o dil daha da karmaşık hâle gelir. Duyguların okuryazarı olmak için önce o dili çözmek gerekir. Öfkenin ardındaki kırgınlığı, kaygının içindeki kontrol arzusunu, neşenin arkasına gizlenmiş yorgunluğu fark etmektir. Yani duygularını yönetmeye çalışmaktan çok, duygularını anlamak ve onların ne anlatmak istediğini duymaktır. Çünkü duygular ancak duyulduğunda sakinleşir, aksi taktirde bedende bir gerginliğe, zihinde bir karmaşaya, bazen de sessiz bir uzaklığa dönüşürler.
Her Duygu Bir Mesaj Taşır
Kızdığında, belki bir sınırın ihlal edilmiştir. Üzüldüğünde, belki bir şeyin yasını tutuyorsundur. Kaygı, belirsizliğe tahammül edemeyen zihninin alarmıdır. Korktuğunda, belki korunmaya ihtiyacın vardır. Hepsi, kendi dilince bir şey söyler. Bazen “dur”, bazen “bak”, bazen “böyle devam et” der. Bazen sessiz olurlar, bazense gürültülü konuşurlar. Ama her zaman senin tarafındadır. Duygular, insan olmanın en dürüst yanıdır aslında. Onları “iyi” ya da “kötü” diye ayırmak, iç dünyanı ikiye bölmek gibidir. Duygular ne düşman ne de hatadır; sadece yön gösteren işaretlerdir. Onları fark etmeyi öğrendikçe, o karmaşık duygular kendini anlaman için birer rehbere dönüşür.
Günlük hayatın içinde bu farkındalığı sağlamak her zaman kolay olmayabilir. İş yerinde gelen bir eleştiri, sevgilinin bir bakışı, trafikte duyduğun bir korna sesi bile seni tetikleyebilir. Ama bir an durup “Ben şu anda ne hissediyorum?” veya “Zihnimden şu anda ne geçiyor?” diye sormak, duyguların okuryazarı olmanın en basit ama en etkili yoludur.
Belki öfke sandığın yerde, aslında görülmeme hissi vardır. Belki kırgınlık değil, anlaşılma arzusu yaşıyorsundur. Bu soruların cevabı çoğu zaman duygunun altındaki ihtiyacı gösterir.
İçsel Dengeyi Bulmak
Kendini iyi hissetmeye zorlamak yerine, “Şu an bana ne oluyor?” diye sormayı dene. Belki sadece dinlenmeye, belki görülmeye, belki de sessiz kalmaya ihtiyacın vardır. Psikolojik farkındalık da işte tam içinden geçene alan açtığın bu noktada başlar.
Zamanla fark edersin ki seni yoran duyguların değildir aslında, sen onları susturmaya çalıştığın için yorulursun.
Duyguların okuryazarı olabilmek, kendinle kurduğun ilişkinin derinliğini gösterir. Onları bastırmadan, yargılamadan, anlamaya çalışmak; kendine verdiğin değerin bir yansımasıdır. Kimi gün susarak, kimi gün ağlayarak, kimi gün gülümseyerek… Ama hep kendine dürüst kalarak.
Anahtar Kelimeler: duyguların okuryazarı olmak, duygularını anlamak, duygularla baş etmek, psikolojik farkındalık, içsel denge, kendini tanımak, duyguların dili, duygusal farkındalık, duygular ve insan ilişkisi

1 Yorum
Duygularımız rehberimizdir, çok hoşuma gitti. Yüreğinize sağlık