Yazar Nilgün Babacan
Koca bir dünyada yaşıyorum. Ancak gelin görün ki bu alabildiğine geniş evrende ben, küçük bir zerre gibiyim. Gerçekte mi öyle? Yoksa hayal mi görüyorum? Bilemiyorum. Dokunduğum her şey elimin altından kayıyor.
Benliğimi saran bir hiçlik kaosunda yol alıyor. Etrafımdaki insanlara bakıyorum, birer siluet gibiler. “Neyim? Neredeyim? Kiminleyim?” Bilemediğim gibi bu karmaşıklıktan, bilinmezlikten çıkmak için çırpındığımda, benim iç duygularımın körlüğüne bir nebze olsun ışık tutarak aydınlanan bir yola çıkıyorum.
Güzelliklere doğru yönelen kapılara, elimi uzatmak ve açılan bu kapıların içinden geçerek “Koca dünya ben geldim.” demek istiyorum. “Seni kucaklamak ve mutluluğumu perçinlemek istiyorum,” diyerek oynadığım tek kişilik tiyatro oyunumda, kapanmasına az bir süre kalmış, kırmızı perdenin önünde heyecanla ayakta duruyorum.
Alkışlar eşliğinde seyircilerimi selamlayarak o andaki mutluluğumu herkesle paylaşmak için ellerimle, yüreğimle, gülümseyişimle, sevgilerimi gönderiyorum. Ve dünyanın kapısının herkese açık olduğunu, bir kez daha hissederek güzel duygularla sahneden iniyorum…
