Okuryazarkitaplar
Image default
Mitoloji/Efsane

Türk Mitolojisinde Yaratılış

Henüz dünya yokken, gökyüzü ve yeryüzü yaratılmamışken sadece uçsuz buçaksız bir su vardı. Türk mitolojisinin büyüleyici yaratılış destanı, bu sonsuz maviliğin ortasında, her şeyin başlangıcını sağlayan o ilk kıvılcımla başlar. Modern bilim Büyük Patlama’dan bahsederken, kadim Türk anlatıları bizi suyun içinden yükselen bir sese ve iki varlığın kozmik çekişmesine götürür. İnsanlığın varoluş hikâyesi, bozkırın hayal gücüyle birleşince ortaya hem dramatik hem de oldukça sürükleyici bir tablo çıkıyor.

Sonsuz Su ve İlk Fısıltı: Ak Ana’nın Çağrısı

Başlangıçta sadece Tanrı Kayra Han (veya bazı anlatılarda Kurbistan) vardı. Kayra Han, bu sonsuz sessizlikte yalnızlıktan sıkılınca “Ak Ana” adındaki su ruhu suyun derinliklerinden yükseldi. Ak Ana, Kayra Han’a “Yarat!” diye fısıldadı. Bu tek kelimelik emir, evrenin doğum sancısını başlattı. Kayra Han, kendisi gibi uçabilen birini yarattı ve ona “Kişi” adını verdi. Ancak bu ilk arkadaşlık, sandığımız kadar huzurlu sürmeyecekti. İnsanoğlunun kibri, daha dünya kurulmadan bu Kişi’nin (Erlik’in) kalbine sızmıştı bile.

Çamurdan Doğan Dünya ve Hırsın Bedeli

Kayra Han dünyayı kurmak istediğinde, Erlik’i suyun dibine gönderip toprak çıkarmasını istedi. Erlik ağzında biraz toprak sakladı, amacı kendisi için gizli bir dünya yaratmaktı. Fakat Kayra Han’ın emriyle toprak öyle bir büyüdü ki, Erlik’in ağzındaki parçalar onu boğacak duruma geldi. Sonunda bu toprakları püskürtmek zorunda kaldı; işte yeryüzündeki o sarp dağlar, kayalıklar ve engebeler Erlik’in ağzından saçılan bu gizli hırsın kalıntılarıdır. Kayra Han ise pürüzsüz, geniş ve düz ovaları yaratarak yaşamın temelini attı. Bu hikâye bize, evrendeki kusursuzluğun içinde barınan pürüzlerin aslında birer hırs eseri olduğunu anlatır.

Dokuz Dallı Ağaç ve İnsanlığın Kaderi

Yeryüzü şekillenince Kayra Han, dalları göğe uzanan devasa bir ağaç dikti. Bu ağacın dokuz dalı vardı ve her bir daldan farklı bir insan soyu türedi. Mitoloji burada aslında insanlığın çeşitliliğine ve bir kökten gelmesine vurgu yapar. Ancak Erlik rahat durmadı; bu dokuz dalın altına gidip insanları kandırmaya, onları gökyüzünün ışığından uzaklaştırmaya çalıştı. Kayra Han, Erlik’in bu bitmek bilmeyen kötülüğüne ceza olarak onu yeraltı dünyasına sürgün etti. Böylece gökyüzü iyiliğin, yeryüzü insanın, yeraltı ise karanlığın mekânı olarak kesin sınırlarla ayrıldı.

İlgili Haberler

Alp Er Tunga

okuryazarkitaplar

Türk Mitolojisinde Kartalın Kutsallığı

okuryazarkitaplar

Dede Korkut Hikâyelerinin Mitolojik Kökenleri

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...