Yazan Gizem Canver
Düşün ki sokakta dolaşan bir kedi ya da köpeğin yerinde sen varsın. Evet, senin hayvan hâlin… Masumca sokakta gezerken yorgunluktan bitkin düşmüşsün. Bir araba yaklaşıyor, seni alıp bir barınağa götürüyorlar. Sen de “Kurtuldum artık; sokakta aç kalmaktan, üşümekten, sıcaktan korunacağım. Bana sıcak bir yuva verecekler.” diye umutlanıyorsun. Ama gerçek bambaşka…
Karşına çıkan manzara umduğundan çok farklı. Çırpınsan da direnmeye çalışsan da sonuç değişmiyor. “Uyutma” bahanesiyle yavaş yavaş öldürülüyor, türlü işkencelere maruz bırakılıyorsun.
İşte, insan suretindeki varlıklara sesleniyorum!
Eğer siz o işkencelere uğrasaydınız, üzerinize çamaşır suları dökülse, kalbinize bir hançer gibi acılar saplansa hâliniz nice olurdu? Ey insan! Sen bu zulmü yapmak için yaratılmadın. Biraz olsun fıtratına dön, düşün; ölüm denen gerçekle er ya da geç yüz yüze kalacaksın!
Biliyor musun? Sana yapılmasını asla istemeyeceğin işkencelerin çoğunu, o sokakların şirin süsleri olan masum canlar çekiyor.
Düşün ey insan! Bir uzvuna benzin dökülüp üzerine ateş tutulsa ne hissederdin? Hiç mi vicdanın sızlamaz? Onlar Allah’ın sessiz kullarıdır. Yapmayın!
Unutma:
Hesabını hiç düşünmediğiniz tek gün, kıyamet günüdür.
O gün düşünülseydi zaten bu dehşet verici olayların hiçbiri yaşanmazdı.
Öyle bir günden korkun ki;
Hiç kimse, bir başkasının yerine bir şey ödeyemez.
Hiç kimseden şefaat kabul edilmez.
Kimseden bir karşılık alınmaz.
Kimseye yardım edilmez.
Allah ayetinde böyle buyuruyorken, senin hâlâ ellerin ve yüreğin nasıl olur da böyle bir tehlikenin içinde olur?
Yaptığın şey, apaçık Allah’a karşı gelmektir!
“Yapmayın, etmeyin” denildikçe masum canlara daha çok acı çektiriyorsunuz. Vicdanı olmayan ama vicdanlıymış gibi rol yapan sahte merhamet sahipleri! Siz nasıl oluyor da hâlâ nefes alabiliyorsunuz?
“Biz onları, gözlerin dehşetten belereceği güne erteliyoruz.”
— İbrahim suresi
