
Hafta sonu olur da dışarı çıkarsa gittiği tek bir yer vardı. Kız Kulesi’nin karşısındaki bankın birine oturur, saatlerce kuleyi seyrederdi. Kuleyle ilgili tahminler yürütür, hayaller kurardı. Şehir hiç var olmadan önce kule burada olabilir miydi? Belki onun için adını Kız Kulesi koymuşlardı. Bu şehir tamamen bakir topraklardan oluşuyorken kule yapılmıştı, kim bilir? Merak ettiği bir konu daha vardı. Şu anda kulenin içinde birileri yaşıyor olabilir miydi?
Eve döndüğünde köpeğinin rutin dışarı çıkarılma ihtiyacını gidermek için tekrar dışarı çıktı. Fazla uzaklaşmadan en yakın parka gitmek köpek için yeterli oluyordu. Vahşi görünümlü bir köpek seçme taraftarı olmamıştı hiçbir zaman. O yüzden Golden denilen cinste karar kılmışlardı. İlk başlarda bakımı biraz zorlasa da zamanla bu işe alışan adam için köpek bir nevi çocuğu yerine geçmişti.
Bir dahaki cumartesi fidanlığa fidan bakmak için gidecekti. Minyatür ağaç yetiştirme sanatı için gerekli olan asgari miktarda malzemeyi internetten sipariş vermişti. Yavaş yavaş ilerlemek istediği için üç beş parça satın almakla yetinmişti. Kitabın İngilizce olması adamı biraz zorluyordu çünkü İngilizce ile haşır neşir olmayalı uzun zaman olmuştu. Köpeğinin minyatür ağacını mahvetmemesi için güvenli bir yer belirlemeliydi.
Son zamanlarda film izleme işini abartmaya başlamıştı. Geç saate kadar uyanık kalabilmek için bol miktarda kahve tüketiyordu. Birkaç gün devam eden uykusuzluklardan sonra akşam yemeklerini de atlamaya başlamıştı. Zamanla saat kavramını fark etmemeye başladı. İkinci haftadan sonra hayattan bezmiş bir halde gezinmeye başladı. Daha önce hiç bu kadar mutsuz olmamıştı. Köpeği onu ayaklandırabilmek için etrafında dört dönüyordu. Zaten onun da maması ve tuvalet ihtiyacı ihmal ediliyordu. Evin yapılması gereken temel işleri de öylece kalmıştı.
Yataktan çıkmadığı şu son dönemde derin düşünceler kafasını kurcalıyordu. Sanki hayatta yapması gereken her şeyi yapmış gibi hissediyordu. Bu saatten sonra yapılacak bir şey kalmamış gibiydi. Kendini oyalamak için satın aldığı bütün eşyalarla ilgili bir süre sonra bütün hevesi kaçıyordu. Başladığı bütün hobilerden bir süre sonra sıkıldığını fark etmişti. İnsanların neden sosyalleştiğini şimdi anlamaya başlamıştı.
Zar zor telefona ulaşıp kız kardeşini aradı. Kız kardeşi abisini bu halde görünce onun depresyona girdiğini hemen anladı. Adam doktora gitmekte direniyordu. Zamanla geçeceğini düşünüyordu. Kız kardeşi ona fark ettirmeden ambulansı aradı. Adam son zamanlarda intiharı bile düşünür olmuştu. Bu yüzden kız kardeşi tam zamanında doğru bir şey yapmıştı.
Gözünü açtığında kendini iki kişilik bir odada uzanırken buldu. Birisi günlük kıyafetlerini değiştirip eşofmanlarını giydirmiş olmalıydı. Biraz sersemlemiş hissediyordu. Yatağın ucunda hazır bulunan terliklerini giyip odanın dışına çıkmak için harekete geçti. Uzun bir koridor boyunca sıralı kapılardan oluşan bir yerdi burası. Birkaç doktor ve hemşireye rastlayınca psikiyatri servisine geldiğini anladı.
Işıkların yanık olduğuna bakılırsa akşam olmuştu. Koridorda birkaç hasta volta atıyordu. Koridorun en sonuna gittiğinde burasının sigara içmek için ayrılmış bir bölüm olduğunu gördü. Hastanede sigara içilen tek servis burası olsa gerekti. Diğer tarafa doğru yürüdüğünde ortada hemşirelerin oturduğu yeri gördü. Büyük ihtimalle ilaçlar buradan dağıtılıyordu. Oranın karşısında genişçe bir salon vardı. Burası da ortak alan olmalıydı.
Bazı hastaların yanından geçerken selamlaşıyorlardı. Ortak alanda boş bir yer bulup oturdu. Kimisi televizyon izliyor, kimisi tavla oynuyor ve çaylarını yudumluyordu. Canı kahve çekmişti. Hemşireye sorduğunda burada kahvenin yasak olduğunu öğrendi. Belli bir saatten sonra çay da vermiyorlardı. Birden herkes elinde bir bardak suyla orta yerdeki hemşirelerin orada sıraya girdi. Kendisi de diğerlerine uyarak ilk alacağı ilaç için bardağını almaya gitti.
İlk gece pek uyku tutmadı. Ama yine de ayaklanıp kötü çocuk gibi görünmek istemiyordu. Sabah olduğunda ilk defa hastane kahvaltısı yapacağı için meraklıydı. Kahvaltı fena değildi. Diğer öğünlerin de orta halli olacağını tahmin etti. Tuvaletler ve duşlar da beklediğinden temizdi. Doktorlar da iyi insanlara benziyordu. Kısa sürede iyileşip her zamanki hayatına döneceğini hayal etti.
Günler geçtikçe birkaç arkadaş edinmişti. Anladığı kadarıyla burada kimse tatsızlık çıksın istemiyordu. Herkes birbiriyle iyi geçinmeye çalışıyordu. Her ihtimale karşı temkinli oldukları belliydi. Yaşlı bir amcayla tavla oynuyorlardı. Amca hem iyi oynuyor hem zar tutmasını biliyordu. Adam da yaşına hürmeten amcanın yenmesine göz yumuyordu. Adamı bazen okeye dördüncü olarak çağırıyorlardı. Günler çok çabuk geçiyordu.
Sabahları tıp öğrencileri gelip gazete okuyordu. Daha sonra hastalara moral olsun diye oyun havası açıp hep beraber oynuyorlardı. Bazı günler elişi etkinliği oluyordu. Adam elişi yapmayı çok sevmişti. Özellikle boyalarla serbest resim yapmaya bayılıyordu. Bazen de kabartma yapıyordu. Diğer zamanlarda yeni arkadaşlarıyla görüşme salonunun orada masa tenisi veya langırt oynuyorlardı.
Görüşme günleri heyecanla beklenirdi. Herkes eşiyle dostuyla yarım saat görüşür, hasret giderirdi. Hastaların dışarıdan ihtiyaçları getirilirdi. Adamın tek görüştüğü kimse kız kardeşiydi. Kız kardeşi geldiğinde çok sevinirdi. Ona yeğenini sormayı ihmal etmezdi.
Hastalar gelip gittikçe adam fark etti ki kendinden çok daha kötü durumda insanlar vardı. Bu yüzden haline şükretti. Giderek iyileşmeye de başlamıştı. Bir sabah uyandığında doktorun onla görüşmesi gerektiğini öğrendi. Doktor ona artık taburcu olabileceğini ama hayatını düzene koyması gerektiğini söyledi.
Hastanenin kapısından çıktığında derin bir nefes aldı. Çok önemli kararlar almıştı. Artık sosyalleşmeye önem verecekti. Belki birini bulur evlenirdi bile. Ve bundan sonra asla Kız Kulesi’ni izlemeye yalnız gitmeyecekti.
