

Hüdhüd kendi varoluş hakikatini yaşama özlemi içinde,
Bir sorun fark etti beden âleminde,
Mutlak dengenin İslam’a açılan penceresinden göklere yol buldu.
Bilincin terazisi kılavuzu oldu.
Tüm bedeni göz kesildi, göz oldu.
Bulutların altından, şehirlerin üstünden uçtu uçtu.
Ve sonunda buldu.
Sür atlarını Sebe diyarına dedi Hüdhüd,
Ve Süleyman’ın safkan atları rüzgârlara karıştı.
“Rahman’ın örtüsü geceye benzer,
Siyahın her tonu bir can tohumu düğümler.
Mahrem düşüncelerle perdelenen odalarda,
Süleyman’ın can gözü her ukdeyi çözer.”
Zihin güneşinden süzülen özsu,
Melikenin şehrine can verir.
Kim nereden beslenirse, orayı ilah edinir.
Rahman’ın mübarek sayfalarının üzerine kurulmuş Rahimiyet diyarı,
Rahimiyet’in duygularla sarmalanan bilinçaltına saldığı köklerin şehridir Sebe.
Gecenin son üçte birinde, Sebe melikesinin nefesinden bir SABA uyanır seher vaktinde,
Sabahın gelişini müjdeler, hafif, kandırıcı dokunuşuyla,
Ve zihin güneşine,
Doğacağı vakti hatırlatır..
