
Özlediğim insanlar var.
Kokusu burnumda tüten… Ama bu bir hatıra değil,bu bir yokluk biçimi. Aramızda dağlar olsaydı aşardık. Yorulurduk, düşerdik, yine kalkardık. Çünkü dağ dediğin şey aşılmak içindir. Ama bu… Bu dağ değil.Bu, insanın kendi içinden geçememesi.
Uzaklık dediğin nedir? Bir yerden bir yere gidememek mi? Hayır. Uzaklık, artık aynı yere varamayacağını bilmektir. Aynı sokağa çıksan, aynı kapıyı çalsan bile, açılan şeyin artık o olmayacağını bilmektir.Benim özlediğim insanlar bir yerde durmuyor. Onlar bir zamana ait. Ve zaman, geri dönülen bir şey değil insanın içinden koparılan bir parçadır.
Hatırlıyorum, evet. Ama hatırlamak bir kavuşma değil. Hatırlamak, insanın kendi kendine şahitlik etmesidir: “Bir zamanlar buradaydın.” demesidir. Ve o “bir zamanlar” şimdiye sığmaz. Çünkü şimdi geçmişin karşısında her zaman eksiktir. Ne kadar yaşarsan yaşa, ne kadar yol alırsan al, geride kalan bir anın ağırlığını ileriye taşıyamazsın. O ağırlık, olduğu yerde kalır, seni de orada bırakır.
Belki de mesele mesafe değil. Mesele, insanın değişmesi. Ya da daha kötüsü, değiştiğini fark etmesi. Çünkü insan değiştiğinde sadece kendinden uzaklaşmaz, sevdiği herkesi de geride bırakır. Bir gün bakarsın, aynı isimleri anıyorsundur ama içindeki karşılıkları yoktur artık. Bir yüzü hatırlarsın, ama o yüzün sende bıraktığı iz silinmiştir. İşte o zaman anlarsın: Uzaklık kilometrelerle ölçülmez, insanın içindeki karşılığın kaybolmasıyla başlar. Özlemek… Sandıkları gibi masum değil. Özlemek, insanın içindeki en sert yargıdır. Kimi kaybettiğini değil, neyi geri getiremeyeceğini yüzüne vurur.
Ve insan, en çok burada susar. Çünkü söyleyecek hiçbir söz, geri getirmeye yetmez. Çünkü bazı şeyler anlatılarak değil, ancak eksilerek anlaşılır. Ben artık anlıyorum: Bazı insanlar özlenmez. Bazı insanlar insanın içinde eksik kalır. Ve o eksiklik, ne bir yolculukla kapanır ne de bir kavuşmayla. Çünkü mesele gitmek değil. Mesele artık varamamak. İnsan bazen birine değil, bir ihtimale özlem duyar. “Belki” dediği bir zamana… “Olabilirdi.” dediği bir hayata. Ama ihtimallerin mezarı yoktur. Onları gömemezsin. Bu yüzden de onlardan kurtulamazsın.
Şimdi dönüp bakıyorum da; özlediğim şey insanlar mı, yoksa onların yanında olduğum hâlim mi, emin değilim. Belki de insan, en çok kendine yabancılaştığında başkalarını özler.Ve belki de asıl uzaklık, bir daha asla aynı insan olamamaktır.
