Klinik Psk. Süveyda Burçak Eris
[email protected]
Değişim çoğu zaman bir niyetle başlar. Daha sağlıklı olmak, sınır koyabilmek, ertelemeyi bırakmak ya da duygusal olarak daha dengeli hissetmek isteriz. Ancak pek çok kişi, bu niyetin neden kısa sürede söndüğünü ve neden aynı noktaya geri dönüldüğünü anlamakta zorlanır. Bunun temel nedeni, değişimi sadece istemekle sınırlı görmemizdir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, değişim bir niyetle başlar ama doğru bir yapı olmadan sürdürülemez.
Birçok insan istediği değişimi gerçekleştiremediğinde bunu irade eksikliğiyle açıklar. “Yeterince istemedim”, “disiplinsizim” ya da “bende sorun var” gibi düşünceler devreye girer. Oysa çoğu zaman sorun kişide değil, değişimin nasıl çalıştığını bilmemektedir. Kalıcı değişim, rastlantısal motivasyon anlarıyla değil; belirli unsurların bir araya gelmesiyle mümkün olur.
Kalıcı Değişim İçin Üç Temel Unsur
Psikolojide kalıcı davranış değişikliğini destekleyen üç temel unsurdan söz edebiliriz: anlamlı bir neden, küçük adımlar ve istikrar. Bu unsurlar birbirinden bağımsız değil, aksine birbirini tamamlayan bir yapı oluşturur.
1. Anlamlı Bir Neden: Değişimin Temeli
Değişim sürecinin ilk ve en önemli adımı, neden değişmek istediğini gerçekten bilmektir. Bu neden yüzeysel olduğunda, değişim ilk zorlanmada sekteye uğrar. “Daha iyi hissetmek istiyorum” gibi genel bir istek, zor günlerde kişiyi ayakta tutmakta yeterli olmayabilir.
Anlamlı bir neden, kişinin değerleriyle bağlantılıdır. Örneğin “daha sakin olmak istiyorum” demek tek başına yeterli olmayabilir. Ama “daha sakin olmak istiyorum çünkü ilişkilerimi sürdürebilmek, sevdiklerimle daha güvenli ve bağ kuran bir iletişimde kalabilmek istiyorum” ya da “daha sakin kalmak istiyorum çünkü bu stres hali bedenimde sağlık sorunlarına yol açıyor” dediğinde, neden somutlaşır ve daha anlamlı hale gelir. Bu tür nedenler değişimi sadece başlatmaz; aynı zamanda zorlandığın anlarda onu sürdürmeni sağlar. Özellikle motivasyonun düştüğü, eski alışkanlıkların tekrar cazip hale geldiği anlarda, bu nedeni hatırlamak kişiye yön verir.
2. Küçük Adımlar: Beyni Değişime Alıştırmak
Değişimin önündeki en büyük engellerden biri, çok büyük hedeflerle yola çıkmaktır. Beyin belirsizliği ve aşırı yükü tehdit olarak algılar. Bu nedenle “hayatımı tamamen değiştireceğim” gibi büyük ve muğlak hedefler, çoğu zaman kaçınma davranışını beraberinde getirir.
Kalıcı değişim, küçük ve yapılabilir adımlarla gerçekleşir. Bugün yapılabilecek en küçük davranış değişikliği, beynin yeni bir deneyim yaşamasını sağlar. Bu bazen yükseldiğini fark edip konuşmaya ara vermek, çalışma süresi arttırmak istediğinde beş dakika arttırarak başlamak, gün içinde bedeninin gerildiğini fark edip omuzlarını gevşetmek, ya da her zamanki gibi devam etmek yerine “şu an ne oluyor?” diye kendine sormak bile olabilir.
Zihin bu küçük adımlara alıştığında yeni bir adım ekleyerek asıl hedefe doğru ilerlemek mümkün olur. Büyük değişimler, sanıldığı gibi ani sıçramalarla değil; küçük adımların zaman içinde birikmesiyle oluşur.
3. İstikrar: Alışkanlığa Giden Yol
Değişim sürecinde en sık yapılan hatalardan biri, ara sıra gösterilen büyük çabaların yeterli olacağını düşünmektir. Oysa psikolojik olarak kalıcılığı sağlayan şey, düzenli tekrardır. Haftada bir yapılan yoğun çabalar değil, her gün az da olsa sürdürülen davranışlar etki yaratır. Örneğin bir anda ağır bir spor programına başlamak yerine, her gün evde yapılabilecek 5–10 dakikalık esneme egzersizlerini düzenli olarak uygulamak değişimi sürdürülebilir kılar.
İstikrar, davranışın alışkanlığa dönüşmesini sağlar. Alışkanlık haline gelen davranışlar ise daha az zihinsel enerji gerektirir ve kişinin yaşamına doğal bir şekilde entegre olur. Bu noktada değişim, zorlayıcı bir görev olmaktan çıkar ve kişinin yeni normali haline gelir.
Bonus: Görünmeyen Engeller – Düşünce Kalıpları ve İnançlar
Bazen gerçekten elinden geleni yaptığını hissedersin. Nedenin vardır, adım atarsın, bir süre devam da edersin ama sanki görünmez bir duvara çarparsın. İşte o noktada genellikle farkında olmadığın düşünce kalıpları ve temel inançlar devrededir. Zihninden sessizce geçen “Ben zaten böyleyim”, “Değişsem de uzun sürmez”, “Hep yarım bırakırım” gibi cümleler, seni geri çeken en güçlü engellerden biridir.
Bu düşünceler çoğu zaman bugüne ait değildir. Geçmiş deneyimlerden, çocukluktan, tekrar eden hayal kırıklıklarından öğrenilmiştir ve zamanla sorgulanmadan doğru kabul edilir. Sen fark etmeden attığın her adımı küçümseyebilir, en ufak zorlanmayı ‘başaramadım’ kanıtı gibi yorumlayabilirsin. Böyle olunca sorun isteksizlik değil, zihnin seni korumak için kurduğu eski bir düzen olur.
Böyle durumlarda psikolojik destek işe yarayabilir. Çünkü psikolojik destek, seni durduran ve değişimine engel olan o nedeni görünür hale getirip aşmanı sağlar. Bu düşüncelerin nereden geldiğini, neyi korumaya çalıştığını ve bugün hâlâ geçerli olup olmadığını terapi de ele alınır. Böylece değişim sadece ‘daha çok çabalamak’ üzerinden değil, kendinle kurduğun ilişki üzerinden de mümkün hale gelir.



1 Yorum
Tebrikler 👏 .Tesbitinizi çok doğru ve önemli buldum . Damlaya damlaya göl olur sözü istikrarlı olmayı tavsiye ediyor.