Dîvânü Lûgâti’t-Türk: Bir Dil Hazinesinin Serüveni
Dîvânü Lûgâti’t-Türk’ün bulunması, tercümesi ve basılış süreci Türk kültür tarihi açısından eşsiz bir dönüm noktasıdır. Ali Emîrî Efendi’nin sahaflarda keşfettiği bu eser, Türk dilinin en eski sözlüğü olarak bilim dünyasına kazandırılmış ve Besim Atalay’ın çevirisiyle modern Türkçeye aktarılmıştır. Bugün hem akademik literatürde hem de kültürel gündemde bu serüven Türk dilinin hafızası olarak öne çıkmaktadır.
Kitabın Keşfi
1908-1912 yılları arasında Diyarbakırlı kitap sevdalısı Ali Emîrî Efendi, sahaflarda karşısına çıkan bir eserle Türk kültür tarihine damga vurdu. Bu eser, Kâşgarlı Mahmud’un 1072-1074 yıllarında Bağdat’ta yazdığı Dîvânü Lûgâti’t-Türk idi. Türkçenin bilinen en eski sözlüğü olan bu kitap, yaklaşık 8.000 madde başı içeriyor ve Türk dilinin söz varlığını Arapça karşılıklarıyla birlikte sunuyordu.
Kâşgarlı Mahmud’un 11. yüzyılda kaleme aldığı Dîvânü Lûgâti’t-Türk, yalnızca bir sözlük değil; Türklerin yaşam biçimini, düşünce dünyasını ve kültürel değerlerini yansıtan bir belgedir. İçinde yer alan atasözleri, deyimler ve şiir parçaları, Türk toplumunun gündelik hayatına dair eşsiz ipuçları verir. Bu yönüyle eser, Türk kimliğinin en eski yazılı tanıklarından biri olarak kabul edilir.
Dîvânü Lûgâti’t-Türk, Türklerin yaşadığı coğrafyaları da tanıtan bir kaynak niteliğindedir. Eserde yer alan harita, Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan geniş coğrafyadaki varlığını gösterir. Bu harita, Türklerin tarihsel yolculuğunu anlamak için bugün hâlâ başvurulan bir belgedir. Kültürel açıdan, bu coğrafi bilgiler Türklerin kimlik inşasında önemli bir rol oynamıştır.
Tercüme Çabaları
Eserin bulunmasının ardından, dönemin önemli aydınları eserin yayımlanması için girişimlerde bulundu. Kilisli Rifat ilk tashihleri yaptı, ancak eserin tam tercümesi uzun yıllar gerçekleşmedi. Nihayet Besim Atalay, Türk Dil Kurumu adına dört ciltlik çeviriyi tamamladı. Bu çeviri, eserin bilim dünyasına kazandırılmasında en kritik adım oldu.
Basılış Süreci
Eserin basımı kolay olmadı. Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında çeşitli bürokratik engeller yaşandı. Ancak 1939’dan itibaren Türk Dil Kurumu’nun girişimleriyle eser basıldı ve araştırmacıların hizmetine sunuldu. Bu süreç Türk dilinin bilimsel olarak incelenmesinde yeni bir dönemi başlattı.
Kültürel Önemi
Dîvânü Lûgâti’t-Türk yalnızca bir sözlük değil, aynı zamanda Türk kültürünün ve tarihinin aynasıdır. Eserin en önemli katkılarından biri, Türklerin farklı boylarının dil ve kültürünü bir araya getirmesidir. Kâşgarlı Mahmud, yalnızca kelimeleri değil; bu kelimelerin kullanıldığı bağlamları da aktarmıştır. Örneğin, “Türk’ün sözü ok gibidir, yaydan çıktı mı geri dönmez” atasözü, hem dilin hem de kültürel değerlerin nasıl iç içe geçtiğini gösterir. Bu tür örnekler, Türklerin sözlü kültürünün yazılı hafızaya dönüşmesini sağlamıştır. İçindeki atasözleri, deyimler ve halk bilgileri, Türklerin yaşam biçimini ve düşünce dünyasını yansıtır. Bugün UNESCO tarafından da kültürel miras olarak değerlendirilen bu eser, Türk kimliğinin en güçlü belgelerinden biridir.
Kaynaklar
- Münir Erten, Dîvânü Lûgâti’t-Türk’ün Bulunuşu, Tercümesi ve Basılışının Serüveni, Erdem Dergisi, 2008.
- Besim Atalay, Dîvânü Lûgat-it-Türk Tercümesi I-IV, Türk Dil Kurumu Yayınları.
- Ahmet Bican Ercilasun, Kaşgarlı Mahmud ve Dîvânü Lûgâti’t-Türk, Türk Dil Kurumu Yayınları.
