“Saf hale gelebilmek için, zihni devre dışı bırakmak gerekir
çünkü zihin; acı, hüzün ve kederle beslenir.”
İnsanlığın genelinin egemenliği altına girdiği bilinçaltının
Ve toplumlara hâkim olan anlayışlardan beslenen kolektif bilincin dışında, üzerinde kalan
idrak katmanlarından oluşan bir işleyiş vardır.
Kişideki kolektif bilinci çalıştıran program olan zihin sayesinde kendimizi, dünyayı tanırız.
Hüznü, mutluluğu deneyimleriz.
Sevgiye ulaşırız ve yeteneklerimizi keşfederiz.
Zihnin çalışma sahasına Araf denir.
Araf, bir yönüyle de cehennemlerimiz
ve cennet algılarımız arasında kalan alandır.
Yaşamın, ölümün ve ötesinin
kendisinin murat ettiği ve devreye soktuğu hakikatler silsilesinin,
her boyutta her katmanda ve de göz ufkuna indiği noktada,
tüm veçhiyle ve tüm sonsuzluğu ile ezel-ebed sergilediği sisteme Araf denir.
Bilinçaltı ve zihin arasında organik bir bağ ve sürekli bir alışveriş vardır. Aşkın Ezanı’nı kalbin/gönlün minaresinden duyana, A’RAF laf-ı güzaftır.
Din, insanlığı Araf denilen bu labirent dokusundan çıkarmak üzere oluşturulan bir yapıdır.
Arafat, Ariflik makamını simgeler. Arif cennet ve cehennem adı altında toplanmış düalite yapısından kendini arındıran kişidir.
Ancak, bu o kadar da kolay değildir.
Çıkış yolu ancak ihlâs ile aydınlanır.
Zihin, Araf’a ait tüm bilgilerin kodlandığı, adlandırıldığı, akla tanıtıldığı birimdir.
Dünya tüm kargaşasıyla zihnin içindedir.
Kişi zihnindeki “Ben”lerden bağımlılıklarından, zaaflarından, putlarından
Ve bunların yarattığı karanlık katmanlardan sıyrılmadıkça, Kelime-i Şehadet’te andığımız,
“İlla Allah” noktasına geçiş yapamaz.
Zihinde ikilik vardır,
Ayırt eder, kıyaslar, yargılar.
Zihin doğrular ve yanlışlar dünyasıdır.
İnsanın cennetten indirilişi, düşüşü; biliş ekseninden bilince yani sınırlı algılarımızla inşa olan zihin odaklı programa geçişidir.
Araf ise cinnet ve cennet arasına sıkışmış yaşam alanı…
Her şey her şeyin içinde, zaman zamanın içinde, mekan mekanın içinde, birliğe yönelişte.
Zihin her an her şeyi görmenin, duymanın bilincinde.
Bilinç ise alınan her nefesin öncesizliğinde, sonrasızlığında seyirde…