Okuryazarkitaplar
DenemeEdebiyatManşetYaşam

Mahremiyet ve Özgürlük

Bu iç alanı korumak, insanın kendine doğru büyümesinin ilk koşuludur.

Çünkü kimlik, dışarıda değil içeride , mahrem alanın güvenli zemininde filizlenir.

Mahremiyet sınırlarını belirlemek, aslında insanın kendine “yakınlık mesafesini” çizmesidir.

Birine ne kadar yaklaşabileceğini, neyi anlatacağını, nerede duracağını söyledikçe insan kendi merkezine daha sağlam yerleşir.

Sınır koymak özgürlüğü daraltmaz; tam tersine, özgürlüğün adımlarını netleştirir.

‘’Paylaşım ancak insan kendi isteğiyle açıldığında anlam taşır.’’

İç dünyasını bir başkasına göstermek, zorunluluktan değil, gönüllülükten doğduğunda bir değere dönüşür.

Bu yüzden:
“Paylaşmak ancak ben istersem anlamlıdır; zorla yapılan paylaşım, benim alanıma bir müdahaledir.”

‘’İnsanın özgürlüğü, kendi sınırının karşı tarafça tanındığı, üzerinde baskı kurulmadığı yerde büyür.’’

Sınırlarının kabul gördüğü ilişkilerde insan derin bir nefes alır; düşünür, hisseder, karar verir ve kendisi gibi olur.

Sınırı ihlal edilen insan ise sürekli savunmaya geçer; düşüncesini saklar, duygusunu bastırır, kendinden uzaklaşır.

‘’Bu nedenle mahremiyet, özgürlüğün çerçevesidir.’’

Özgürlük dışarıda değil, önce içeride doğar. Kişinin kendi üzerine sahip olduğu dokunulmaz alanda.

O alan zedelendiğinde özgürlüğün zemini de çöker; korunduğunda ise özgürlük sessizce genişler.

Kısacası:
‘’Mahremiyet, insanın kendini var edebildiği içsel topraktır.’’

Bu toprağı koruyabilen özgür olur; bu toprağı kaybeden kendi hayatının merkezinden uzaklaşır.

İlgili Haberler

Gazanfer Özcan’ı Özlemle…

okuryazarkitaplar

Bayrak – Arif Nihat ASYA

okuryazarkitaplar

Hırs

KÜBRA ÇAKAR

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...