Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

İpi Kopmuş Bir Tesbih

Timurhan ALBAYRAK

Bazı kelimeler ağızda büyümez, midede büyür. Yıllardır içimde beslediğim o iki kelime artık kaburgalarıma sığmıyor. Bir tespihin ipi koptuğunda taneler dağılır ya; benim hikâyem o taneleri toplarken başladı ama hiçbirini doğru yere dizemedim…

Ben gurbete gittiğimde, ikisi üvey toplam sekiz çocuğum vardı. Önce Almanya’ya, ardından İngiltere’ye gittim çalışmak için. Almanya’da fabrika işçiliği yaptığım günlerde çalışma şartlarının ağır olmasından dolayı evime gitmek nasip olmadı. Aileme duyduğum özlem her gün artıyordu ama elden gelen bir şey yoktu. O soğuk konteynırlarda akşamlarımı geçirirken, elimde evimden ve ailemden kalan eski bir tespih çekiyordum. O taneler birbirine her çarptığında çıkan tıkırtı, sanki yüreğimi titretiyordu.

Özlem canıma tak etmişti. Elime eskimiş, ince bir kâğıt; kurşun bir kalem ve sararmış fakat yer yer beyaz bir zarf geçirmiştim. Kazandığım üç beş kuruşu zarfa koyarken aslında kalan günlerimi paketliyordum sanki. Bu para eve ulaşacak fakat ben ulaşamayacaktım.

Mektubuma karşılık gelmişti, nasıl heyecanlandığımı size anlatamam. O mektubu elime alır almaz hızlıca açmıştım. Beslediğim heyecan duygusu yerini hüzün, keder ve pişmanlığa bırakmıştı. Okuduğum satırların yükü altında ezilmiş, kaldıramayıp bayılmıştım. Çocuklarımdan üçü trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Sadece bir ceket ve onları hatırlatan tek şey olan tespihimi de yanıma alıp bir an önce havalimanına gittim. Tespihi kokladıkça sanki onları kokluyor gibiydim. Tespih tıkırdadıkça sesleri kulağımda çınlıyordu.

İçimde bir burukluk, yer yer perişanlık ve ağlamaklı bir ruh halinde yürümeye çalışıyordum. Koluma gençten bir çocuk girdi ve beni taksiye kadar o götürdü. Taksi köye yaklaşmaya başladığında içimdeki boşlukta büyüyor ve bütün bedenimi sarıyordu. Bomboş bir insandım artık; yaşamaya değer bir hayatım yoktu. Evlatlarımın yarısını toprağa vermiş, yarım bir insandım artık. Kendime baba demeye bile utanıyorum. Karımın ve diğer çocuklarımın yüzlerine nasıl bakacağımı bilmiyorum.

Evin önüne geldiğimde karşılaştığım manzara karşısında dona kaldım. Üç küçük tabut çıkıyordu kapıdan. O kapıdan en son ben çıkmıştım; şimdi ise çocuklarım tabutla çıkıyordu. Onları defnetmek, bu dünyada cehennemi yaşamak gibi bir şeydi.

Mezarlıktan eve geldiğimde, sadece diğer çocuklarım ve karımla baş başa kalmıştık. Başım halının desenlerine gömülmüştü ve kaldırmaya yüzüm yoktu. Elimde, çocuklarımdan kalan tek hatıra olan tespihimi öyle sert çekiyordum ki ailem gibi artık o da dağılmıştı. Diğer çocuklarım, bana onları terk etmişim gibi öfkeyle bakan gözlerini dikmiş; karımın sessiz çığlıkları ise odayı doldurmaktaydı. O an bir anlamı olsa, o midemde büyüyen iki kelimeyi ağzımdan çıkarmak isterdim ama yapamadım. Boğazım düğümlendi, yutkunmak bile yeğdi artık bana.

Çocuklarımın mezarının başına gittim. Kopan tespihin taneleri avucumun içindeydi. Mezar taşlarının başında durdum ve diz çöktüm. Hıçkırarak ağladım, onlardan af diledim; suçlu bir çocuk edasıyla. Çabalamam boşunaydı artık, onlar toprak altında ben ise mezar taşlarının başındaydım. O midemde büyüyen iki kelimeyi binlerce defa söyledim ama nafile… İpi kopmuş bir tespih gibiydim artık ve asla doğru yere dizilemeyeceğimi biliyordum. Özür dilerim yavrularım… Size adam gibi bir babalık yapamadığım için. Özür dilerim…

İlgili Haberler

Gölge ile Işık Arasında Merkeze Bırakılan İz

okuryazarkitaplar

Kahramanmaraş’ta Edebiyat Yarışması Başladı

okuryazarkitaplar

Veda

KÜBRA ÇAKAR

1 Yorum

Ayşe 14 Nisan 2026 at 09:51

Sabır diliyorum 🤲

Cevap Ver

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...