Okuryazarkitaplar
EdebiyatKöşe & YazıManşet

Merhamet ile Sorumluluk Arasında Bir Denge Kurabilmek

Kübra Hülya Arıcı Sorrentino
Psikolojik Danışman/Eğitmen/Yazar
İnsanlar ve Hayvanlar

Bir toplumun vicdanı, en çok güçsüzlere nasıl davrandığında ortaya çıkar. Aç bir hayvana su vermek, yaralı bir canlının başını okşamak, sokakta üşüyen bir canlı için üzülmek… Bunların hepsi insan olmanın güzel taraflarıdır. Çünkü merhamet insanı insan yapan en önemli duygulardan biridir.
Fakat bazen sadece duygularla hareket ettiğimizde, meselelerin diğer tarafını görmeyi unutabiliyoruz.

Özellikle son yıllarda sokak hayvanları konusunda yaşanan tartışmalar toplumda derin bir ayrışmaya dönüştü. Bir tarafta hayvanların zarar görmesini istemeyen insanlar, diğer tarafta çocuklarının güvenliği için endişe eden aileler var. Oysa bu iki tarafın da temelinde aslında aynı duygu yatıyor: korunma ihtiyacı.

Bugün hepimiz biliyoruz ki bazı bölgelerde sürü halinde dolaşan köpekler ciddi korkulara sebep oluyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kendini koruyamayacak bireyler için bu durum zaman zaman tehlikeli hale gelebiliyor. Çocukların parka giderken korkması, yaşlı bir insanın markete yürürken tedirgin olması sağlıklı bir toplum görüntüsü değildir. İnsan güvenliği, hiçbir zaman küçümsenmemesi gereken bir konudur.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: Çözüm nefret üretmek değildir. Hayvanlara düşman olmak hiç değildir. Çünkü bu hayvanlar kendi tercihleriyle sokakta yaşamıyorlar. Bir zamanlar satın alınıp sonra sokağa bırakılanlar, kontrolsüz üretim sonucu çoğalanlar, sorumluluğu alınmayan canlar… Aslında bugünkü tablonun büyük kısmı insan ihmallerinin sonucudur.
İşte tam da bu yüzden gerçek hayvanseverlik, sadece sosyal medyada birkaç duygusal cümle paylaşmakla ölçülemez. Gerçek sevgi emek ister. Sorumluluk ister. Fedakârlık ister.

Barınaklar yetersiz mi? O halde destek olunabilir. Gidip gönüllü çalışılabilir. Mama bırakılabilir. Temizlik yapılabilir. Kulübeler tamir edilebilir. Boya yapılabilir. Maddi imkânı olmayan insanlar bile emekleriyle katkı sunabilir. Çünkü merhamet sadece konuşmak değil, çözümün bir parçası olmaktır.
Bugün birçok insan “Hayvanlar sokakta yaşasın” derken, aynı zamanda o hayvanların güvenli, sağlıklı ve kontrollü koşullarda yaşaması için ne kadar çaba gösteriyoruz, bunu da kendimize sormalıyız. Aç kalan, hastalanan, araba altında kalan, kışın donan hayvanların hayatı gerçekten “özgürlük” müdür? Yoksa bu biraz da sahipsiz bırakılmışlığın romantikleştirilmiş hali midir?

Bir başka önemli mesele de toplumdaki dilin giderek sertleşmesi… İnsanlar ya “hayvan düşmanı” ya da “insan düşmanı” ilan ediliyor. Oysa hayat bu kadar siyah beyaz değil. Bir insan hem hayvanları sevebilir hem de çocuklarının güvenliğini düşünebilir. Bir anne, evladının korkusunu önemserken aynı zamanda bir canlının acı çekmesini de istemeyebilir.

Bizim ihtiyacımız olan şey; bağırmak değil, denge kurabilmek.

Merhamet, sadece hayvana üzülmek değildir. Merhamet bazen korkan çocuğu anlamaktır. Yaşlı bir insanın endişesini fark etmektir. Aynı zamanda aç bir hayvanın sorumluluğunu üstlenebilmektir. Gerçek vicdan, bir tarafı tamamen yok saymadan çözüm arayabilmektir.

Toplum olarak artık duygusal kutuplaşmaları değil, sürdürülebilir çözümleri konuşmalıyız. Daha iyi barınaklar, kontrollü bakım sistemleri, sahiplendirme projeleri, bilinçli belediyecilik çalışmaları ve toplumsal sorumluluk… İşte gerçek çözüm burada yatıyor.
Çünkü sevgi sadece hissetmek değildir.
Sevgi; korumaktır, sahip çıkmaktır, sorumluluk almaktır.
Ve bazen gerçek merhamet, hem insanı hem hayvanı aynı anda koruyabilmeyi başarabilmektir.

İlgili Haberler

Türk Kültüründe Dağ Kültü

“Göndermek” Kelimesinin Etimolojisi

okuryazarkitaplar

Ebeveyn Tutumları

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...