Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Kirpi

Hamit Doğan
Hamit Doğan
Kirpi oyuncak ayının elinden tutmuş
Ayaklarını duvara dayamış
Elinden tutmuş.
Unutmuş kirpi her şeyi
Nefesini tutmuş.
Gökyüzüne bakmış.
Büyük bit yaprak düşmüş
Oyuncak ayının üzerini örtmüş
Kirpi susmuş.
Mezar taşı rengi düşmüş Yüzüne.
Soğuk ve yalnız.
Oyuncak ayı susmuş konuşmamış.
Kirpi konuşmuş.
Asla unutmamış
Giden gitmiş yalanları ile
Elleri toprakta kirpi.
Hikayeleri bitmemiş
Burun sızısında yeniden başlamış.

Ölmüştü. Kıpırdamıyordu. Yanında biten büyük bitkilerden kocaman bir yaprağı kopardı, üstünü kapatacak şekilde koydu. Yumruk olmuş ellerini göbeğinde birleştirmişti. Kaskatı kesilmişti. Yüzünü kapatmadan önce baktığında yarım kalan hayallerini, zaten ölü bir kişinin nasıl öldüğünü ve kendisinin de bir gün nasıl öleceğini gördü.

Büyük bir savaş çıkmıştı. Önce birkaç ülke, sonra onların taraftarları… Süper güçlerden biri savaşı bitirmek için atom bombası kullandı. Bugüne kadar kimsenin bilmediği birçok ülkeden atom bombaları çıktı. Karşılık verdiler ve dünya bir cehenneme döndü. İnsanlık birkaç sene içinde binde bir, belki de on binde bire indi. Tahminen, dünya üzerinde büyük ihtimalle ancak bin kadar insan kalmıştı. Ama bunlar da sanıldığı gibi dünyanın dört bir yanına yayılmış değildi. Teknolojinin, eğitimin ulaştığı bölgeler değil; doğanın ortasında, dünyanın bir parçası olmayan bölgelerde yaşayanlardı.

İnsanlık ırkı bir nevi tekrar başa dönmüştü. Şehirler, binalar yok olmuştu. Atom bombaları büyük şehirleri teker teker yok etmişti. Doğanın insafına kalmıştı geriye kalanlar. Ayakta kalan yerler, buzulların olduğu bölgelerdi. Ama bu bölgeler de artık ısınmaya başlamıştı. Bir zamanlar mutlu yaşanan yerlerde aşırı sıcaklar ölümlere neden olmuştu. Sadece bazı bölgeler yaşanabilecek kadar temiz kalmıştı. Yer yer kalan buz kütleleri, su ihtiyacı içindi. Barınmak için ise yalnızca mağaralar kalmıştı. İnsan yapımı evler, doğa olaylarına karşı dayanıklı değildi. Ama mağaralar milyonlarca yıldır ayaktaydı.

Kadınlar artık kutsaldı. Neslin devamı onlara bağlıydı. Onlara dokunulmazlık tanınıyordu. Kadın ve erkek, sert iklim koşullarından korunmak için hayvan derileri ya da bulabildikleri eşyalardan kıyafetler giyerdi. Erkekler, yanlarında genellikle bir oyuncak ayı ya da telefona benzer bir şey taşırdı. Buna “Pasta” denirdi. Erkekler ise başlarına kirpi gibi şapkalar takarlardı. Bu da onların “Kirpi” olarak anılmasına neden olurdu.

Ölmüş bir gruba ait bir eşya bulduklarında hikâye başlardı. Bir kirpi ve bir oyuncak ayının birleşmesiyle. Kadınlar kimseye ait olamazdı ama bazı aşklar bu kuralları aşardı. Genç bir delikanlı, elindeki kendi yaptığı mızrakla, dolaşan iki erkeği günlerce takip etti. Bir ağacın arkasında uyuyakaldı. Uyandığında başında takip ettiği iki kişi vardı. Korktu, elini mızrağına atmak istedi ama mızrak yoktu. Kaçmaya çalışırken bayıldı.

Gözünü açtığında elleri ve ayakları bir ağaca bağlıydı. Kafasında aldığı darbeden akan kan yanağından akmış, ağzının kenarına kadar gelmişti. Kendi kanının tadını duyuyordu. Artık yolun sonuna geldiğini düşündü. Ölecekti. Belki bahsedilen cennette yer bulacaktı kendine. Gözlerini kapattı, beklemeye başladı.

Vücudunda farklı böcekler dolaşıyordu. Sırtında bir yaratık gezinmiş, köküne kadar inememişti ama ısırık izleri vardı. Sonra bir gölge belirdi. Kadın sesi duydu. Annesinden sonra ilk kez bir kadın sesi… Kadın, yaklaştı. Elma önce kadının bir erkek olduğunu sanmıştı ama tuvaletini yaptığını görünce anlamıştı. Bu kadar büyük bir günah işlemeyeceği için üzülmüştü.

Ağzına birkaç damla su döktüler. Biraz yemek verdiler. Ellerini açmadan, bu kez ayak bileklerinden ağaca bağladılar. Yavaş yavaş konuşmalar başladı. Karşısındaki adam, “Seni serbest bırakacağım,” dedi. “İki şansın var: Ya aynı şeyi denersin, bir daha yakalarsam seni öldürürüm. Ya da kaçarsın. Sana 3-4 saatlik mesafe vereceğim. Eğer yeterince uzaklaşırsan kurtulursun, yoksa köpeklerim seni bulup parçalar.”

Elma titredi. Gözleri büyüdü. “Ölmek istemiyorum,” dedi. Kadın, “Ne söyledi?” diye sordu. Adam, ayağıyla Elma’ya hafifçe vurdu. “O zaman kaç,” dedi. Elma doğrulmak istedi ama düşüp kaldı. Adam kadına döndü, “Biraz daha kan doyursun, sonra bırakalım. Yoksa köpeklere yem olur.” dedi.

Zaman geçti. Elma biraz toparlandı. Zincirliydi ama hareket edebiliyordu. Etrafında yürüyor, ısınma egzersizleri yapıyordu. Bu kötü duruma nasıl düştüğünü anlamaya çalışıyordu. Çocuklarla yavaş yavaş yakınlık kurdu. Bir gün çocuklardan biri yere düşen bir taşı kaldırmaya çalışırken Elma taşı eline aldı. Annesi onun kızına vuracağını düşündü. Ama Elma taşı hızla yere vurdu. Yerde bir yılan vardı. Kadın koştu, kızına baktı, zarar görmemişti.

Ertesi gün, adam Elma’nın zincirini çözdü. “Senden bize zarar gelmeyeceğini anladım.” dedi. Ama yine de barınağın içinde kalabileceğini, dışarı çıkamayacağını söyledi. Kirpi yine onu bir tahtaya bağladı ama en azından yağmurdan korunuyordu. Elma 16 yaşındaydı. Adam ve kadın yaşlıydı. Belki 5-10 yıl ömürleri kalmıştı.

Bir gün çocukları topladılar. “Bak,” dediler, “Biz çocuklara bakıyoruz ama bize bir şey olursa bu çocuklar doğada yaşayamaz. Büyük bir oğlumuz vardı, gitti, bir daha dönmedi. Biz seni uygun gördük. Onlara abilik yapmanı istiyoruz.” Elma başını salladı. Mutluydu.

Ama yıllar sonra mutsuzluk kapıyı çaldı. Taştan ördükleri duvarın dibinde, oyuncak ayı sırt üstü yatıyordu. Gözleri gökyüzüne bakıyordu. Cam Tavan, yani kirpi dönüp ona baktı. Bir şeyler mırıldandı. Elma sormaya cesaret edemedi. Üzerini yapraklarla örttü, gözlerine bir dut yaprağı koydu. Adam çok üzgündü. “Tüm bildiklerimi sana öğrettim. Yaşama sebebim kalmadı. Kutsal dağa, ölüme gidiyorum. Ailem sana emanet. Büyük kızım evlenme çağında. O senin oyuncak ayın, sen de onun kirpisi ol.” dedi. Oyuncak ayısını kucağına alıp ormanda kayboldu.

İlgili Haberler

Dört Element

okuryazarkitaplar

Arzunun ve Fâniliğin Eşiğinde (Şiir)

okuryazarkitaplar

Devler Padişahı Masalı

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...