Yazar: Mustafa Karaman
Her şey yaz tatilinde başladı, dersek abartmış olmayız. Hangi akla mantığa uyduk da kaldık, o yaz bozkırın ortasındaki kentte, üç kafadar.
Herkes yaz tatiline gitmiş, biz üçümüz geleceğe çay demleyip yazı yazgılarına yazılar yazıyorduk. Şair, daktilosunu getirmiş ve şiirlerini temize çeker, üzerinde çalışırdı temmuz akşamları. O yaz bir, bir buçuk ay hâl yarenliği etmiştik Can dost, Şair ve ben.
Şiirlerini okumuş; ilk yazdıklarımı, ortaokul ve lise döneminde çiziktirdiklerimi, önüne koymuştum üstadın. O gün için o ne yorum yaptı, hatırlamıyorum. Ama dostluğumuzun perçinlenen ilk günleriydi.
Okuma ve yazma serüvenimize ise daha sonraları yön verecek ilk başlangıç. Şair ile aynı sınıfta olan Garip ve Kelimelerin Sihirbazı’nın, yazın çalışmalarını ve sohbetlerini paylaştıkları ortam oluşturmaları ve birbiriyle kaynaşır olmalarını çok sonra öğrendim. Aslında dışardan izliyordum.
Okumalarım olsa da benim diyebileceğim özgün çalışmalarım yoktu. Şair ile aynı evde kalmamız bizim için büyük bir avantaj olmuştu. Edebiyatı ve edebiyat kavramı içinde bir ortamı onunla yakalamıştık. Susku’yla ilk önce Şair tanışmış ve bize bahsetmişti.
Bilge diye bir sahaf vardı. Onun sahaf dükkânına gidip onunla sohbette bulunmuşlardı Garip’le beraber. O zaman onlarla beraber o sohbette bulunmayı ne çok istemiştim. Susku’yu ilk defa bu sebeple duymuştum.
O yaz tatilinin üzerinden bir buçuk yıl geçmiş, bu arada arkadaşlıklar dostluklara evrilmişti. Soğuk bir kış akşamı, Bilge’nin dostları çay içmeye, evine davet edişi, Susku (ikinci dönem) ekibinin ilk toplanmasını sağlamasıydı herhâlde. O gece “Ölü Ozanlar Derneği” filmini izlediğimiz ve analizini yaptığımız gece miydi, yoksa başka bir gece miydi?
Susku ekibinin ürünlerini seçmek ve diğer basım işleri ilk sayıdan itibaren Bilge’nin emeği. Bu arada Kelimelerin Sihirbazı ile dostluk, İba’yla yarenlik. Sarı benizli evde toplanmalar, çaylar, edebiyat sohbetleri, Susku sayıları için seçkiler.
Kelimelerin Sihirbazı’nın evinde bir gün toplanmışız. Yeni sayı için seçki yapıyoruz. Susku ekibinde, İlahiyatta okuyan bizler çoğunluktayız sanki; Şair, Çırak, Kelimelerin Sihirbazı. Edebiyata dair konuşmalar, şiir, öykü, derken tartışmalar uzayıp gidiyor. Yan odada Kelimelerin Sihirbazı’nın ev arkadaşı Halit, Edebiyat Fakültesi’nden diğer arkadaşıyla tefsir okumaları yapıyor. Zıtlıklar dünyası…
“Susku” susunca “Yediharf” bizi topluyor. Biz, Bilge’nin kurduğu şirkete gidip geliyoruz. Yediharf’in kadrosundayız.
Ama bu arada bizim okullar bitmiş. Biz bozkırın ortasındaki kenti bırakıp yeni yerlere yeni yaşamlara gidiyoruz. Dostlardan ayrılarak ortamdan uzaklaşıyoruz.
Ancak Yediharf çıktığı zamanlar içre bozkırın ortasındaki kente çeşitli bahanelerle gelip gidiyoruz. Güzel dostlarla devam ediyoruz edebiyat soluklanmaya… Çırak.
Editör-Fatma Karataş


