DenemeEdebiyatManşet

Clint Eastwood Filmini Seyrettikten Sonra

Muhammed Can BULUT
Muhammed Can BULUT

Eski Fotoğraflarına Bakıp Hüzünlenen Adam

 Filmin bitiş jeneriği odanın duvarlarına ağır ağır tırmanırken televizyonu kapatmadı. Siyah ekranda kendi siluetini gördü önce. Yaşlanmış bir adam değildi henüz; sadece gençliğini kaybetmeye başlamış bir adamdı. İkisi aynı şey değildi.

‘Clint Eastwood filmlerinde insanı en çok vuran kurşun, tabancadan çıkan değildir’ diye düşündü. Asıl kurşun, filmin sonunda kimsenin geri dönmeyecek olmasıdır.
Kalkıp çekmeceden eski fotoğrafları çıkardı.
Fotoğraflar ölülerin değil, hayatta kalmış anların mezar taşlarıydı.

İlk fotoğrafta yirmi yaşındaydı. Gülüyordu. O gülüşün bir gün nasıl güleceğini bilmeyen saflığı vardı. Omuzları dikti; dünyanın ağırlığı henüz prova bile almamıştı üzerinde.

Parmağı fotoğrafın kenarını okşadı.

“Bu çocuğu tanıyorum” dedi kendi kendine, “ama artık ziyaretine gidemiyorum.”

Sonra başka bir fotoğraf…

Annesi vardı. Bir yaz akşamı: Plastik sandalyeler, çay bardakları, arkada mor bir begonvil… Kimse geleceğin bu kadar acele edeceğini bilmiyordu.

İnsan, geleceğin ses çıkarmadan yaklaştığını yalnızca geçmişe bakınca fark ediyordu.

Bir fotoğrafta âşık olduğu kadın vardı.

Yüzüne uzun süre bakamadı.

Bazı insanlar hayatından gitmezdi. Sadece artık yeni hatıra üretmeyi bırakırlardı.

Odadaki sessizlik büyüdü.

Saat çalışıyordu.

Kalbi de.

Ama ikisinin de aynı zamanı göstermediğini ilk kez fark etti.

Pencereyi açtı. Dışarıdan gece girdi içeri. Gece, yaşlı bir terzi gibi oturdu karşısına; eksilen yılları hiçbir iplikle dikemeyeceğini biliyordu.

Fotoğraflar masaya yayıldıkça, ömrü iskambil kâğıtları gibi dağıldı önüne. Birini çekse başka bir pişmanlık geliyordu. Birini çevirse başka bir özlem.

Son fotoğrafı eline aldığında uzun süre konuşmadı.

Genç adam objektife bakıyordu.

Şimdiki hâli ise o gence.

Aralarında yalnızca yıllar yoktu.

Kaybedilmiş cesaretler, ertelenmiş cümleler, aranmamış insanlar, affedilmemiş hatalar ve “bir gün” diye oyalanırken ömrün cebinden düşürdüğü mevsimler vardı.

Fotoğrafı yerine koymadı.

Masanın üzerine bıraktı.

Çünkü bazı hatıralar saklanınca değil, açıkta bırakılınca insanı terbiye ediyordu.

O gece uyumadan önce aynaya baktı.

Kırışıklıklarını değil, eksilen ihtimallerini gördü.

Ve ilk defa gençliğin insanın yüzünden değil, geleceğe kurduğu cümlelerden çekilip gittiğini anladı.

Dışarıda sabah olmak üzereydi.

İlgili Haberler

Hayat Ağacı

okuryazarkitaplar

Endüstriyel Tasarım Örnekleri

okuryazarkitaplar

Üç Elma Masalı

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...