Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Staj Ödevi

 

                                              KAHVE-FİNCAN-yazar

 

 

 

Yazar Nimet KOYUNCU

Sinema salonunun en arka sırasında koltukların arasındaki boşluğa saklanmışlar, çıt çıkmasın diye nefeslerini tutmuşlardı. Son filmin oynatılması bitmiş, salon boşalmıştı. Salonun düzenini takip eden görevli son kez salona şöyle bir baktı. Her zaman yaptığı gibi sıraların arasında dolaşmadı, çünkü bugün evlilik yıldönümü kutlaması için eşi onu bekliyordu. Acele etmeliydi salonun kapısını kapattı ve kilitledi. Projeksiyon makinası bölümünden başkası sorumluydu. O da son filmi hazırladıktan sonra gösterim odasını kilitleyip çıkıyordu. Film bitince projeksiyon otomatik olarak kapanıyordu.

Salon karanlık bir sessizliğe bürünmüştü. Gençler bir müddet görevli geri gelebilir endişesi ile hiç kıpırdamadan beklediler. Kerem dayanamayarak,

“Artık kalkalım mı?” diye sordu. Ahmet,

“Bir iki dakika daha bekleyelim görevli biraz uzaklaşsın.” dedi. İnci,

“Hiçbir şey görünmüyor telefonun ışığını açıyorum.” dedi. Ahmet,

“Önce senin telefonun ışığını kullanalım, şarjlarımız bitmesin sıra ile telefonlarımızı kullanırız” dedi. Kerem,

“Ben hazırlıklı geldim. Yanımda el feneri var, önce onu kullanalım.” diyerek el fenerini yaktı. El feneri ortamı telefona göre daha çok aydınlatmıştı, artık birbirlerinin yarı karanlık yüzlerini görebiliyorlardı. İlk aşamayı atlatmış olmanın verdiği başarı hissinden gözlerinin içi parlamıştı.

Ahmet, “Hadi o zaman projeksiyon odasına girelim” dedi. Kerem zaten en arka sırada oldukları için hemen makinenin olduğu bölmenin kapısını açmak için kolu bastırdı. Kapı kilitliydi. Kerem, ‘‘İnci çantamın ön gözünden bana maymuncuğu verir misin?’’ dedi. İnci “Ne maymunu?” diyerek gözlerini kocaman açtı. Kerem ‘‘Kilit açmaya yarayan alet, bak anahtarlığa takılı olan.” dedi. İnci bu garip aleti ona uzattı. Kerem bir iki el hareketi ile odanın kapısını açtı. Kısık sesli bir alkışlama ile üç arkadaş artık gösterim cihazının başındaydılar. İnci “Sinemada anlatı dersinin hocası hangi filmlerin incelenmesini istemişti?” diye sordu.

Ahmet, “Birkaç çeşit seçin, dönemleri farklı olsun.” dedi. Ben de üç ayrı dönem filmine karar verdim, sizin de onaylayacağınızı düşündüm. Tarihi film Spartaküs, macera filmi Kutsal Hazine Avcıları, bilim kurgu için Matrix’i seçtim. Ne dersiniz?” diye sordu.

İnci, ‘‘İkinizi de kutluyorum en ince ayrıntıya kadar düşünmüşsünüz. Bu ödevden en yüksek notu bizim ekip alacak bence.” dedi. Kerem, “Bence bu filmler çok uygun hepsi farklı dönemleri yansıtıyor. Fakat bunlar çok eski filmler buradaki projeksiyon cihazı yeni model eski IMAX film projektörleri 70 mm genişliğinde bir film formatı kullanır daha yenileri dijitaldir. Bu makinede sanırım dijital DLP Teknolojisi. Baksanıza kenarında BARCO yazısı var. Sen filmleri nereden buldun bu cihazda izleyebilecek miyiz?” dedi.

Ahmet,” Biliyorum onun için dün okula gelemedim. Üniversitenin arşivinden aldığım film rulolarını altmışlık hafıza kartına yükletmek için Unkapanı’ndaki İMÇ Bloklarında çalışan bir tanıdığa gittim. Ona staj ödevimiz olduğunu anlattım. Sağ olsun öğrenciyiz diye indirim yaptı, hafıza kartına üç filmi de yükledi.’’ Kerem, ‘‘Söyleseydin ben de gelirdim seninle.” dedi. Ahmet, “Ne fark eder ben hallettim işte arkadaşım.” dedi. Ahmet kartı Kerem’e uzattı hepsi heyecanla kartın makineye uyması için dua ediyorlardı, tekrar buraya gelmeleri çok zordu. Nihayet hafıza kartı cihaza uymuştu. Küçük bir tık sesi ile kart yerine oturmuştu. İnci, ‘‘Çok şükür” diyebildi. Kerem, “Şimdi şalteri açmalıyız.’’ dedi ve cihazın arkasındaki şalter düğmesini açıp projeksiyonun açma düğmesine bastı. O anda projeksiyonun objektifinden yayılan beyaz ışık sinema perdesini aydınlattı, ortam loş bir aydınlıkla doldu. Filmin ilk görüntüleri beyaz perdede oynamaya başladı. İnci dayanamayarak el çırparak alkışladı.

Ahmet, “Filmleri size söylediğim sırada ardı ardına izleyeceğiz, sabaha kadar nasıl yetişir mi? Bilmiyorum. Tabii uyumadan nasıl dayanırız, o da bir sorun.” dedi.

Kerem, ‘‘Saat daha 12.00 ilk filmi birlikte izleyelim, diğerlerini nöbetleşe izlersek biraz uyuyabiliriz. Uyanık olan not tutmaya devam eder.” dedi. İnci, ‘‘Bu ödevde en çok neye önem verir acaba Ekrem Hoca?” diye sordu.

Ahmet, “Filmlerin görsel efektlerinin karşılaştırılması, dönem filmlerinin vermek istediği mesajlar, yıllar içinde gelişen dijital teknolojinin sahnedeki yansıması ile ilgili bilgi istemiş. Geçen seneden bir öğrencisi ile konuştum o da görüntü kalitesi, renk çeşitlendirmesi gibi farklara da çok dikkat etmemizi söyledi. Bu bilgilerden makale oluşturmamız gerekiyor.” dedi.

İnci,” Bence hepimiz ayrı ayrı düşüncelerimizi yazalım hepsini birleştirir makaleyi ben yazarım.” dedi. Kerem “Filmleri izleyelim, ertesi gün bu filmlerin çekildiği dönemde hangi tür kamera kullanılmış, çözünürlük durumu nasılmış araştırırım. Bu bilgileri de eklersek staj ödevimiz eksiksiz olur.” dedi.

İnci muzipçe gülümseyerek, “İzlemeye başlamadan böreklerinizi ve kekinizi vereyim, çay da alır mısınız? Acıkmışsınızdır, hem atıştıralım.” dedi. Ahmet ve Kerem bir ağızdan “Vay ne iyi düşündün bunu, cansın kanka.” dediler.

Ahmet, “Yerken dikkatimizi filme verelim sinemada orijinal görüntüyü yakalayabilmek için geldik, unutmayın!” dedi. Kerem, “Sabah kaçta açarlar acaba kapıyı?” diye sordu. İnci, ilk suare 11.00’de, o zamana kadar filmleri izlemiş oluruz.

Ahmet, “Ne yapıyorsunuz burada, dediklerinde ne diyeceğiz? Ağzımız bir olsun.” dedi.

Kerem, “Film izlerken uyuyakalmışız, kimse de bizi uyandırmamış” deriz.

İlgili Haberler

Roman Kahraman Analizi

okuryazarkitaplar

Latafet Hanım ve Kızları

KÜBRA ÇAKAR

Anlat

Comcini

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...