
Yazar Ayşe Kadıoğlu Yıldız
“Umut hiç yok mu?” diye sordu kadın. Akıp akmamakta kararsız kalmış kirpiklerine sıkıca tutunmuş gözyaşlarını, akıtmamaya çalışırken gözlerini sevdiği adamın gözlerine ürkekçe dokundurdu. Sanki bir buz dağıydı gözleri. İçi titredi, yüreği üşüdü, geri çekti gözlerini.
Şimdi daha çok korkuyordu. Ne duyacağını bilemiyordu. Bütün cesaretini toplayıp tekrar sordu kadın, bu defa gözlerini hiç kaldırmadı yerden. İki elini birleştirmiş parmaklarını
kanatırcasına sıkarken “Beni artık sevmeyecek misin?” dedi. Son çaba, son çırpınış, son sevgi dilenmesiydi bu.
Sevgi ısmarlanır mıydı? Sevmek bir günlük müydü? Kadın sustu. Erkek “Kırgınım” dedi. “Kime kırgınım, sana mı kendime mi dünyaya mı bilmiyorum?” Sesi titrekti, gözleri donuk. Bakıyordu ama kadının içinin nasıl acıdığını görmüyordu. Erkek sustu. Kadın sustu. Artık parmaklarını sıkmıyor ellerini iki yana sallıyordu. O an anlamıştı “Umut” yoktu. Arkasını döndü bir an sendeledi. Bundan sonra onsuz, umutsuz yaşamaya devam edecekti. Birden çıkan rüzgâr saçlarını dağıttı, eliyle topladı onları. Sonra, arkasına bakmadan ağır adımlarla geç kaldığı her şeye bir şey daha ekleyerek yoluna devam etti.
