Okuryazarkitaplar
EdebiyatKültürManşetÖykü

Vazgeçemeyenlere…

Yazan: Osman Gözmen


Kızgın güneşin, narin tenleri kızarttığı bir mevsimin sabah saatlerinde, güneş yanığı teninden terler boşalan delikanlı, avuçlanacak kadar uzayan kumral saçlarını kulaklarıkknın arkasına doğru yönlendirmiş karanlıkta oturuyordu. Ilık rüzgârların tenini örttüğü, mehtabın gönlünü aydınlattığı ve içindeki sevdanın ateşiyle ısındığı dün gece kendisinden sonsuzluk kadar uzak olan sevdiğini görmüştü. Hayır, hayır, rüya demek bir istihfaftı bu mülakata. Saba rüzgârının serin esintisi, ruhunu kasvetli bedeninin müzmin esaretinden kurtarmış semanın yeşil ışıklarıyla bezeli bir âleme götürmüştü. Burası sevgilinin nuruyla öylesine aydınlanmıştı ki güneşi çevreleyen ateşten hale görünmüyor kamer mahcubiyetinden süt dökmüş kedi misali şemsin arkasına gizleniyordu. Elmas, zümrüt, yakut ve zebercet gibi kıymetli taşlarla süslenen altın bir taht, üzerine ipek ve atlastan yapılan minderler ve minderlerin üzerinde çevresindeki her şeyin kendisine kıyasla kıymetsiz kalacağı sevgili… Maşukuna vereceği bir hediyesi olmadığı için mahcub ve mahzun olan delikanlının içinden kalbini yerinden söküp sevgilinin ayaklarının altına atmak geçiyor.

Yazan: Osman GÖZMEN

 

 

 

Yazan: Osman Gözmen


Kızgın güneşin, narin tenleri kızarttığı bir mevsimin sabah saatlerinde, güneş yanığı teninden terler boşalan delikanlı, avuçlanacak kadar uzayan kumral saçlarını kulaklarıkknın arkasına doğru yönlendirmiş karanlıkta oturuyordu. Ilık rüzgârların tenini örttüğü, mehtabın gönlünü aydınlattığı ve içindeki sevdanın ateşiyle ısındığı dün gece kendisinden sonsuzluk kadar uzak olan sevdiğini görmüştü. Hayır, hayır, rüya demek bir istihfaftı bu mülakata. Saba rüzgârının serin esintisi, ruhunu kasvetli bedeninin müzmin esaretinden kurtarmış semanın yeşil ışıklarıyla bezeli bir âleme götürmüştü. Burası sevgilinin nuruyla öylesine aydınlanmıştı ki güneşi çevreleyen ateşten hale görünmüyor kamer mahcubiyetinden süt dökmüş kedi misali şemsin arkasına gizleniyordu. Elmas, zümrüt, yakut ve zebercet gibi kıymetli taşlarla süslenen altın bir taht, üzerine ipek ve atlastan yapılan minderler ve minderlerin üzerinde çevresindeki her şeyin kendisine kıyasla kıymetsiz kalacağı sevgili… Maşukuna vereceği bir hediyesi olmadığı için mahcub ve mahzun olan delikanlının içinden kalbini yerinden söküp sevgilinin ayaklarının altına atmak geçiyor.

Yazan: Osman GÖZMEN

 

 

 

İlgili Haberler

Maskelerin Düştüğü An

okuryazarkitaplar

İstanbul

okuryazarkitaplar

Geleyim Sana

KÜBRA ÇAKAR

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...