Munise Özverdi
Bir varmış, bir yokmuş…
Uçsuz bucaksız ormanların kalbinde, sabah ışıklarının incecik tüller gibi süzüldüğü, kuşların ezgilerle yeni günü karşıladığı gizemli bir vadi varmış. Bu vadinin tam ortasında ise gökyüzünden kopup gelmiş gibi görünen gürül gürül bir şelale akarmış. İnsanlar ona “Mavi Peri Şelalesi” dermiş; çünkü suyun üzerine düşen ışık, her gün mavi tonlarında parlar, geceleri ise gümüş gibi ay ışığını yansıtırmış.
Bu şelalenin bir sırrı varmış: Sıradan insanlar sesini sadece suyun şırıltısı olarak duyarken kalbi temiz olanlar onun içinden gelen incecik bir melodi işitirmiş. Bu melodi, vadiyi koruyan Perilerin Şarkısıymış.
Periler; kanatları sabah çiği kadar parlak, içleri iyilik dolu küçük varlıklarmış. Vadiyi, hayvanları ve şelaleyi korumak onların göreviymiş. En cesur perileri ise Lira adında minik bir periymiş. Lira’nın kanatları ay ışığında maviden mora döner, bir güvercinin tüyü kadar yumuşak ama bir çocuğun gülüşü kadar da güçlü parlarmış.
Bir gün, vadinin yakınındaki köyde yaşayan küçük bir kız, Elif, ormanda yolunu kaybetmiş. Korkudan kalbi sıkışmış, ayakları titremiş. Ağaçların arasından bir melodi duyunca şaşırmış. Su sesine benzeyen bu ezgi, kalbine bir huzur vermiş. Elif melodinin peşinden gitmiş, adımlarını korkusuzca atmış ve sonunda kendini Mavi Peri Şelalesi’nin önünde bulmuş.
Tam o sırada şelalenin içinden minik bir ışık huzmesi çıkmış. Bu huzme büyümüş, parıldamış ve bir anda Lira belirivermiş.
“Hoş geldin Elif.” demiş incecik ama güven veren bir sesle. “Korkmana gerek yok. Vadi seni koruyor.”
Elif şaşırmış:
“Sen… sen gerçek bir peri misin?”
Lira gülümsemiş, kanatlarını çırpmış. “Evet. Ama biz sadece kalbi temiz olanlara görünürüz.”
Elif utangaçça başını eğmiş. “Yolumu kaybettim. Evimi bulamıyorum.”
Peri Lira, yanında iki peri daha çağırmış: Ormanın iyileştirici perisi Nira ve hayvanlarla konuşabilen Pera. Üçü el ele verip ışıklar saçmışlar. Şelale, peri melodisiyle daha da gürültülü akmış. Su kıpırdamış kıpırdamış; sonra Elif’in önünde ince bir su yolu belirmiş.
“Bu su yolunu takip edersen,” demiş Lira, “seni köyüne götürür. Ama gitmeden önce bilmeni istediğimiz bir şey var. Burası senin de vadin. Senin kalbin bu yerle uyum içinde. Ne zaman üzülürsen ya da yolunu kaybedersen şarkımızı duy.”
Elif mutlulukla parlayan gözlerle teşekkür etmiş. Su yolunu adımladıkça peri ışıkları onu takip etmiş. Bir süre sonra kendini köyünün girişinde bulmuş. Anne ve babası onu görünce sevinçten ağlamışlar.
Elif o günden sonra ne zaman ormana gitse Mavi Peri Şelalesi ona melodisini fısıldamış. Periler ise onu uzaktan izleyip korumuş. Vadi, Melodi ve Periler; hepsi dost olmuş.
Ve böylece…
Şelalenin sesi, sadece suyun sesi olmaktan çıkmış; Elif büyüdükçe onun anılarının, cesaretinin ve iyiliğinin bir parçasına dönüşmüş.
Gökten üç damla su düşmüş; biri perilerin kalbine, biri şelalenin ışığına, biri de bu masalı okuyanın yüreğine.
Masal da burada bitmiş.
Editör: Çağlar Didman
