Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

İçimdeki Ses…

İnci Parlak
Depro:
(Kapı eşiğinde, elinde eski hırka ve yarım kalmış bir poşet bayat çekirdekle dikiliyor) “Ya Hu… Yine mi aynı muhabbet? Ne naniki, ne gülmesi? Bak yine geldim, kadro tam! Yanımda keşkeler var, arkada “acaba” mılar bekliyor. Biz içeri girmeyeceğiz de kim girecek? Şöyle bir koltukta iki büklüm yayılıp tavanı seyretmek varken, bu neyin neşesi, bu neyin aksiyonu?”
Kadın:
(Gözlerini devirip kapıyı yarım aralayarak) “Bak bak, hala konuşuyor. Oğlum senin o keşkeler dediğin elemanlar geçen sefer benim mutfakta bulaşık yıkarken firar ettiler, haberin yok mu? Benim içimdeki kız onlara öyle bir kış kış çekti ki, hepsi “her şey yolunda görünüyor” diyerek emekli oldu. Sen hala tavan seyretmek diyorsun. Ben o tavana disko topu taktırdım kerkenez.
okuryazarkitaplar atölyeler
Atölyede Bir Ders
Depro:
(Hafiften sendeler, cebinden bir hüzün mendili çıkarır) “Disko topu mu? İnsaf be! Biz burada senin o eski dramlarından senaryo yazıyorduk, Oscar alacaktık güya. Şu kaosun tadını bir çıkaramadın. Biraz ağlayıp “neden ben?” desen ne olurdu? Karizmamız sarsılıyor mahallede, “Bu kadına söz geçiremiyoruz” diyorlar.”
Kadın:
“Mahalle dediğin senin o gri bulutlar mahallesi mi? Orayı kentsel dönüşüme soktum ben aslanım! Artık kaos benim için yıkım değil, yakıt. O olmadı dediğin her sarsıntı, benim içimdeki kızın ip atlaması için bir ritim sadece. Şimdi o yancılarını da al, git başka kapıda şansını dene. Burada sadece kahkahaların yankısı var, huysuz fısıltılarına yer kalmadı.”
Depro:
(Omuzlarını düşürür, arkasını dönüp giderken mırıldanır) “İyi be, gidiyoruz… Ama yarın pazartesi, yine uğrarım belki bir çay falan…”
Kadın:
“Gel gel! Gel de sana o nanikin kralını bir daha yapayım. Hadi yallah Depro, başka kapıya!”
Kadın, mutfakta en sevdiği şarkıyı mırıldanarak kendine kallavi bir kahve yapmış, içindeki o küçük kızla “bundan sonra hangi maceraya atılsak” diye plan yaparken kapı nazikçe çalınır. Ama öyle alacaklı gibi değil, çok spritüal, çok huzurlu bir tık tık…
Kadın:
(Gözlerini kısarak kapıya bakar) “Haydaaa… Bu neyin nezaketi? Deprooo, sen misin lan yine? Ses çıkar!”
Dışarıdaki Ses:
(İnce, yankılı ve aşırı huzurlu bir ses) “Namaste sevgili ruh… Ben Depro değilim. Ben Modern Melankoli ve Farkındalık Elçisiyim. Senin içindeki o bitmek bilmeyen enerjinin yarattığı toksik pozitifliği dengelemeye geldim. Işık seninle olsun…”
Kadın:
(Kahvesinden bir yudum alıp kapı deliğine eğilir) “Işık mışık derken? Kimsin olum sen, Gandalf mısın? Dur bakayım… Lan! O üstündeki turuncu şalın altından sarkan o gri hüzün hırkası değil mi? Deprooo, valla sensin oğlum!”
Depro
(Yeni Adıyla Guru Dep-Ran):
(Hemen toparlanmaya çalışır, sesini iyice derinleştirir) “Hayır, yanılıyorsun canım kardeşim. Ben sadece senin hüzne olan ihtiyacını hatırlatmaya geldim. Bak, çok gülüyorsun, çok koşturuyorsun… Yorulmadın mı? Gel, şu mindere çökelim, geçmişteki o karanlık anılarını onurlandıralım. Hadi, bir “ommm” çekelim de gözyaşların bir aksın, ruhun temizlensin…”
Kadın:
(Kapıyı aniden açar, Depro elinde bir tütsü ve başında komik bir bandanayla öylece kalır) “Ulan Depro! Senaryo yazarı mı oldun başımıza? Onurlandıralımmış… Ben onları onurlandırıp müze yaptım, biletle gezdiriyorum milleti! Sen hala gel ağlayalım diyorsun. Bak bakayım şu gözlerime, hiç “omm” çekecek halim var mı?”
Depro:
(Tütsüyü arkasına saklar, hafiften peltekleşir) “Ama… Ama bilimsel diyorlar… Bastırılmış duygular falan… Şöyle bir melankolik müzik açsak, acaba değerim bilinmiyor mu diye bir sorgulasak? Bak kılık değiştirdim, çok uğraştım bu kostüm için. Şalın taksitleri bitmedi daha!”
Kadın:
“Oğlum senin o farkındalık dediğin şeyi ben kahvaltıda ekmeğe sürüp yiyorum! İçimdeki kız şu an senin o komik bandananla dalga geçiyor, duymuyor musun kahkahasını? Git o şalı da iade et, sana yakışmamış. Melankoli senin üzerinde emanet duruyor çünkü ben senin kumaşını biliyorum.”
Depro:
(Omuzları çöker, bandana gözüne düşer) “Hiç mi şansım yok? Bir doz yalnızlık hissi bıraksam kapıya? Belki akşam serinliğinde lazım olur?”
Kadın:
“Hadi canım, hadi başka kapıya! Akşam serinliğinde ben o içimdeki kızla dondurma yiyeceğim. Senin tütsünle benim neşem aynı odada durmaz, oksijen yetmez sana!”
 Depro, kadının o bitmek bilmeyen enerjisi ve içindeki kızın kulakları çınlatan kahkahası karşısında daha fazla direnemedi. Elindeki o gri hırkayla gözyaşlarını silerek, titrek bir elle istifa mektubunu karalayıp kapının altından içeri itti.

İlgili Haberler

Mektup

okuryazarkitaplar

Hamlet – William Shakespeare

okuryazarkitaplar

Büyük Kıtlık, Sultan Abdülmecid ve Drogheda ‘daki Ay Yıldız

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...