Okuryazarkitaplar
Image default
Şiir / Şair

Ahmet Arif

Ahmet Arif, 1927’de Diyarbakır’ın eski surlarında, taş evlerin arasında doğmuş bir şair olarak hayatı boyunca Anadolu’nun acısını dizelerine taşımış. Asıl adı Ahmet Önal, ama şiirlerinde o sert, hasret dolu sesiyle tanınmış. Annesini bebekken kaybetmiş, babasının yeni evlilikleriyle büyümüş; çocukluğu Diyarbakır’ın sokaklarında geçmiş, sonra Afyon’da ortaokul, Ankara’da felsefe eğitimi almış. Siyasi fikirleri yüzünden 1950’lerde hapis yatmış, işkence görmüş, ama dizeleri hiç susmamış. Tek kitabı “Hasretinden Prangalar Eskittim”le milyonlara ulaşmış, 1991’de Ankara’da kalp kriziyle veda etmiş hayata. Şiirleri, halk türkülerinin ritmini modern acıyla buluşturur; solcu bir bakışla emeği, aşkı, baskıyı işler.

Şiirleri, dağların feryadını, sevgilinin özlemini taşır; kelimeler adeta taş gibi ağır, ama su gibi akar. Örneğin “Anadolu” şiirinde şöyle haykırır:
Ben bu elleri çok öptüm
Ellerim cracked gibi
Çizik çizik…
Yüreğim sızlar durur
Kırık saz gibi…
Anadolu’yum ben
Binlerce yıldır
Yürürüm böyle…

Bu dizeler toprağın çilesini, emekçinin izlerini yakalar; Anadolu’yu canlı bir varlık kılar. Başka bir şiiri “Ay Karanlık”ta aşkı acıyla yoğurur:
Dağlar, insanlar ve hatta ölüm
Yoruldu beni beklemekten…
Sırtımda kurşun yarası
Yüreğimde hasretin…
Ay karanlık, yıldızlar sönük…

Burada hasret, sadece bireysel değil, toplumsal bir yaraya dönüşür; bekleyişin yorgunluğu içe işler. “33 Kurşun”da ise gerçek bir katliamı anlatır:
Otuz üç kurşunlu yürekler
Bozkırda yatanlar
Unutulmazsınız siz…
Kanınız yerde kalmayacak…

Siyasi baskıyı, Kürt halkının acısını ritimli bir öfkeyle döker; dizeler adeta marş gibi yankılanır.

Ahmet Arif’in şiirleri, hayatındaki hapishane günlerinden süzülmüş; Nazım Hikmet’in yolundan gider ama kendi sesini bulur. Halk diliyle konuşur, türkü ezgilerini serbest nazma katar; aşkı devrimle, yalnızlığı direnişle bağlar. Edebiyat tarihimizde yeri eşsiz; toplumcu gerçekçiliği 1960’larda halka indirir, tek kitabıyla milyonlarca baskı yapar. İkinci Yeni’nin soyutluğuna karşı somut acıyı koyar, sonraki şairlere halk şiirinin gücünü hatırlatır. Şiirleri bestelenip şarkı olur, meydanlarda okunur; çünkü o, ezilenin sesini yükseltir, edebiyatı bir silaha dönüştürür.

Öğrenciler için araştırmada, Ahmet Arif’i anlamak demek, Diyarbakır’ın tarihini karıştırmak demek. “Hasretinden Prangalar Eskittim”i alın, dizelerdeki ritmi not edin; Nazım Hikmet’le karşılaştırın, nasıl etkilendiğini görün. Hapishane mektuplarını okuyun, şiirlerine nasıl sızdığını fark edin, belki kendi yöresel dizelerinizi deneyin. O, şiiri dağlara taşımış; siz de onunla acıyı, hasreti yeniden duyun, edebiyatı yaşayın.

İlgili Haberler

Acaba

okuryazarkitaplar

Mihriban…

okuryazarkitaplar

AH ULAN RIZA – Yusuf Hayaloğlu

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...