Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Bekleme Odası

 

Muhammed Can BULUT
Yazar Muhammed Can BULUT

Odanın havası, yoğun bir Türk kahvesi kokusu ve toplu bir kabullenmişlik duygusu ile yüklüydü. Bir köşede, elinde hâlâ etiketi üzerinde duran bir poşet tutan yaşlıca bir adam, yanındaki gence dert yanıyordu. “Evlat,” dedi adam, sanki çok gizli bir devlet sırrı veriyormuş gibi fısıldayarak. “Bizim hanım içeri girdiğinde 2026 yılındaydık. Çıktığında muhtemelen yeni bir yüzyıl başlayacak. Geçen sefer ‘sadece bir ruj alıp çıkacağım’ dediğinde, eve üç katlı bir makyaj organizatörü ve iki çift botla döndük.”

Genç adam acı acı gülümsedi. “Siz yine şanslısınız amca. Benimki ‘indirim varmış’ dediği an, kredi kartının çipi korkudan erimeye başlıyor. Az önce mesaj attı; ‘Aşkım bu yeşil çok mu fıstık yeşili yoksa çağla yeşili mi?’ diye soruyor. Hayatımda çağla görmedim ben!” Odadaki diğer erkekler koro halinde başlarını salladı. Burası, markaların ışıltılı dünyasına kurban verilmiş bir sabır akademisi gibiydi. Kimi elindeki tabletten maç özetlerine bakıyor, kimi ise mağaza kapısından çıkacak o kurtarıcı figürü bekliyordu. Ortak bir marşları olsa kesinlikle şöyle başlardı: “Alındı mı o elbise, bitti mi bu işkence? Aynı anlarda, üç kat aşağıda, alışveriş tutkunları reyonların arasında adeta trans halindeydi. Merve, elindeki ipek gömleği sanki kutsal bir emanetmiş gibi havaya kaldırdı. “Kızlar, buna bayıldım!” dedi yanındaki arkadaş grubuna.  “Aslında evde bunun aynısının laciverti, bordosu ve petrol mavisi var ama bu… bu ‘gece yarısı hüzünlü okyanus’ tonu. Bunu almazsam ruhumda bir boşluk oluşur.” Diğer taraftan bir kadın, 42. ayakkabı çiftliğini denerken telefonuna gelen “Neredesin?” mesajına kaşlarını çatarak bakıyordu. “Canım, hayatımın aşkı, daha felsefi bir noktadayım şu an. Maddenin manaya dönüştüğü o ince çizgide; yani ‘%70 indirim’ standındayım. Lütfen o odadaki koltuğun keyfini çıkar ve benim var olma çabamı sabote etme.”

Onlar için raflar sadece eşya değil, birer dopamin istasyonuydu. “İhtiyaç” kavramı çoktan müzelik olmuş; yerini “Bunu almazsam yarın kesin biter ve ömür boyu pişman olurum” sanrısına bırakmıştı. Poşetlerin hışırtısı onlar için bir senfoniydi; eşlerinin bekleme odasındaki iç çekişleri ise sadece bu senfoninin uzak, önemsiz bir fon müziğiydi. Bekleme odasındaki dijital saat sanki inadına yavaş akıyordu. Odanın duvarlarında dev ekranlar vardı ama maç skorları yerine sürekli altyazı geçiyordu: “Zemin kat kozmetikte %50 ek indirim başladı… 2 kat ayakkabıda ‘bir alana bir bedava’ izdihamı devam ediyor…” Bu haberler, odadaki erkekler için biraz “infaz erteleme” ilamı gibiydi.

Köşedeki eski tip koltukta oturan emekli bir beyefendi, yanındakine döndü: “Evlat, ben buraya girdiğimde dışarıda bahar vardı, şimdi kar yağıyor olabilir. Hanım ‘bir bluz bakıp çıkacağım’ dediğinde, o bluzun yanına uygun etek, eteğe uygun çanta ve o çantanın rengini patlatacak bir fular zinciri kurulacağını hesaba katmamıştım. Bizimki alışveriş yapmıyor sanki bir imparatorluk kuruyor.” Genç adam, elindeki bitmek üzere olan soğumuş kahvesine bakıp iç çekti. “Abi, benimki az önce fotoğraf attı. ‘Aşkım sence bu vizon rengi mi yoksa sütlü kahve mi?’ diye soruyor. Vizon ne abi? Ben hayatımda vizon görmedim, belgeselde bile denk gelmedim! Cevap vermesem kıyamet kopar, ‘vizon’ desem ‘sen benim zevkimi hiç önemsemiyorsun, bu balköpüğü!’ diyecek. Burası bekleme odası değil, mayın tarlası.”

Mağaza kapıları ağır ağır kapanırken, “Eş Bekleme Ünitesi’nin kapısı bir siren sesi ile açıldı. Erkekler, sanki uzun bir esaretten salıverilen mahkûmlar gibi kapıya yöneldiler. Ama onları dışarıda bekleyen şey özgürlük değil, kollarını koparacak ağırlıktaki poşetlerdi. Merve, kapıda bekleyen eşine en masum gülümsemesini gönderdi: “Aşkım çok bekletmedim değil mi? Ama bak, tam istediğin o gömleği bulamadım, o yüzden kendime bunları aldım. Moralim düzelince senin gömleğini başka bir gün, başka bir AVM’de ararız tamam mı?”

İlgili Haberler

Lilith Efsanesi

okuryazarkitaplar

İnci Küpeli Kız

Comcini

“Varmak” Kelimesinin Etimolojisi

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...