Okuryazarkitaplar
Image default
AnadoluEdebiyatÖykü

Dolma

Neşe Kazan

Aslında çeyiz serme dediğimiz gelenek gelinin eksiklerini görüp tamamlama seremonisiydi. Sonra soğan doğrama faslı gelir. Gözlerden damlayan bir iki yaş ve çekilen burunlar aslında gelecekte kayınvalideden korkabilecek potansiyele sahip olmanın ölçüsüdür. Sanki korkup korkmaması gerekilen bir unsurmuş gibi… Kimse hesaba katmaz aslında yokluğunu. Ve kimse düşünemez ihtiyaç olduğunu. Muhabbet hep yokluğu üzerinedir. Oysa ben bu yokluğu hep hissetmişimdir. Sıra maydanoza geldiğinde ille de bir bağ olması zorunludur. Nane ha keza… Gelinin çiçeği misali bir buket… Nerede kalmıştık dercesine devam eder sohbet dolmalıkları ayıklarken. O zaman biberlerin tabanına hiç dikkat etmemişim; dişi mi erkek mi diye şimdi ‘lezzetli olsun’ diye bilerek aldığım biberlerin bile tadı kalmamışken. Özellikle sapının olması önemlidir. Tercih sebebidir kolaylıkla ayıklanabilmesi için. Hani armudun sapı üzümün çöpü diyerek kimseleri beğenmeyen kişinin kimi bulduğu da önemlidir; domatesi, tuzu, karabiberi ve yağını karıştırırken.

Aslında bütün dilekler, istekler, beğenmemekler aslında komşu kızının mutlu olması isteği üzerine kurgulanmıştır. Çünkü bir mahallede büyüyen çocuklar, yaş alan anneler, teyzeler kendi çocuklarından ayırmazlardı komşunun gelinlik kızlarını. Elbirliği ile uğurlanırlardı yeni yaşamlarına. Tek tek özenle ve dışına bir tane iç malzeme taşmadan doldurulurken sohbetin koyulaşacağını müjdeleyen o öneri geliverir hemen evin kadın kişisinden. “Şunu ocağa koyalım da bol köpüklü bir kahve içelim.” derken bir yandan da domatesler kesilir kapak olsun diye. Ve tek tek tencereye dizilir. Bu aşamada bütün kadınlar simetri takıntısı yaşarlar. Dolmaların üzerine konulan tabaktan kapak deftere atılan imzalar gibidir. Dışarıya sır sızmasın, içeride özleşip olgunlaşsın, kendi içinde harmanlansın ve lezzetlensin diyerek. Ve kısık ateşte yana kavrula kavrula, demini ala ala yayar etrafa ailenin sıcak huzurunu.

Şimdi hangi sokaktan geçsem hangi kapıda bu kokuyu alsam aklıma aile gelir. Ocak gelir, bir tatlı huzur gelir. Doyasıya çekerim kokusunu içime ciğerlerim patlayıncaya kadar. Açlıktan derler ama bilmezler gidenlerin yokluğundan.

İlgili Haberler

“Gölge” Kelimesinin Etimolojisi

Janjanlı Şiir

okuryazarkitaplar

Nasreddin Hoca ve Kazan

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...