29.2 C
İstanbul
Perşembe, Haz 13, 2024
okuryazarkitaplar
Image default
Antik-AKardelen'in MitleriManşetMitolojiTarih

“Eski Roma Yaşantısında Bir Gün

Hilary J. Deighton’un “Eski Roma Yaşantısında Bir Gün” isimli kitabını baz alarak hazırladığım bu hikayede, tek yapmanız gereken arkanıza yaslanmak ve hayal etmek!

Hayal edin, siz Roma’da üst düzey bir ailenin çocuğusunuz. Güne dar bir yatak odasında şafak vakti uyanarak başlıyorsunuz. Anneniz çoktan uyanmış olmalı. Muhtemelen, geceden yüzüne uyguladığı ekmek ve sudan oluşan maskeyi yıkayıp çıkarmıştır bile. Güne hazırlanmak için dövülmüş haşhaş tohumları ya da kuş yuvalarından elde ettiği maskeyi yüzüne uygularken bir yandan köleler annenizin saçlarını yapıyor olmalı. Annenizin makyaj ritüeli oldukça karmaşık… Koyun yününden elde edilen bir nemlendiriciyi uyguladıktan sonra dövülmüş acı bakla çekirdeklerini ya da beyaz kurşunu yüzüne pudra niyetine uygulardı. Kandil isinden elde ettiği maskarasını kirpiklerini koyulaştırmak için kullanır; safran ve külden elde ettiği göz farını, iyice göz kapağına yayardı. En güzel mücevherlerini takınır, Doğu ya da Capua pazarından gelen ve cam şişelerde muhafaza edilen parfümünü kullanırdı. Pallasını yani pelerinini giydikten sonra, arkadaşlarını ziyaret etmek veya alışveriş yapmak için hazır olurdu. Babanız, çoktan uyanmıştı. Tablinum olarak bilinen çalışma odasında, Yunanlı bir köle olan sekreteri ile konuşmalarını duyabilirdiniz. Odasının içinde parşömen rulolarının olduğu raflar ve ailenin değerli eşyalarını muhafaza ettiği, zemine oturtulmuş bir kasa vardır. Soylu atalarınızın portreleri, bu odanın duvarlarını süslemektedir.

Aslında kahvaltı, önemli bir öğün değildir. Bu yüzden, okula gitmeden önce, villanızın içindeki özel latrinanızı yani tuvaletinizi ziyaret edersiniz; fakat çoğu Romalının, halka açık tuvaletleri kullanmak zorunda olduğunu bilirsiniz. Ardından, paidogogus yani size özel olarak yardımcı olan köleniz eşliğinde okula gitmek için evinizden ayrılırsınız. Villa’nın önünde “cave canem” yani “Dikkat Köpek Var” yazan mozaiğin önünden geçmeden önce, sizi akşam hırsızlara karşı savunan sevimli köpeğinizin başını okşarsınız. Villanızın dışına adım attığınızda, hemen köşede su dolduranlarla karşılaşırsınız. Her bölgenin, belirli bir iş koluna hizmet ettiği Roma sokaklarından yürüyerek okulunuza ulaşırsınız. Yunan edebiyatından ve Homeros‘tan alıntılarla, matematik ve retorik çalışmaları üzerine dersler alırsınız. Roma rakamlarından dolayı hesap çok işlek bir zeka gerektirir.

Eğer Antik Roma mimarisi ile ilgili daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız: Yapay Zeka ile Hazırlanmış Antik Kentler Yapıları yazımıza göz atabilirsiniz.

Dersler bittikten sonra “yemek ya da oyun”dan birini seçerek günün öğle vaktini değerlendirmek için sabırsızlanırdınız. Fakir tabakanın çocukları sokaklarda oynarken, siz evinizin havuzlar, heykeller ve meyve ağaçları ile dekore edilmiş bahçesinde oynayabilirdiniz. Bahçenizin bir köşesinde, bereket tanrısı Priapos‘a ayrılmış kutsal bir alan bulunabilirdi. Arkadaşlarınızla zar oyunları, “morra” diye bilinen tahmin oyunu, “tekler ve çiftler” diye bilinen ve avuçların içinde gizlenen çakıllarla oynanan bir oyun oynayabilirdiniz. Belki yakaladığınız fareleri, oyuncak arabanıza bağlayarak kendi kendinize eğlenebilirdiniz. Öğle yemeği günün ana öğünü olmadığı için hafif yiyeceklerle geçiştirilirdi – buğday veya arpa ekmeği et veya balık, sebze ve peynir alışılmış yemek tarzıydı. Siesta, sadece yazın bunaltıcı sıcağından değil, hamam ve egzersizle geçecek öğleden sonrası için önemli bir aktiveydi. Günün bu vakti, zenginlerin küçük aşk kaçamakları için idealdi. Ancak henüz küçük bir çocuk olan siz, yetişkinlerin dünyasından hala bihaberdiniz.

İyice dinlendikten sonra annenizle birlikte hamama gitmek için hazırsınız. Sosyal kulüp, gymnasium, halk kütüphanesi, auditorium ve hatta sanat galerisi olarak hizmet veren hamamlar, küçük bir ücret karşılığında halkın her kitlesine açıktır ve sizin gibi küçük çocuklara bedavadır. Apoditerium yani soyunma odasında kıyafetlerinizi çıkardınız. Kıyafetinizin çalınması sizin çok da umrunuzda değildir. El ve ayaklarınızı buradaki havuzlarda temizlersiniz. Annenizin ornatriks‘i yani makyajcısı, banyonun ardından onu güzelleştirmek için yanındadır. Palaestra isimli egzersiz sahasında hem kadınlar hem erkek değişik top oyunları oynamaktadır. Burada iyice ter attıktan sonra; sırası ile ılık odayı (tepidarium), sıcak odayı (caldarium), ter atma odasını (sudatorium) ziyaret edersiniz. Zeytinyağından yapılan sabun ile köleniz sizi keseleyebilir. Ancak köleniz yoksa, sizi keseleyebilecek ya da masaj yapabilecek hamam çalışanları da mevcuttur. Eğlenceli bir hamam aktivitesinden sonra acıkmış olabilirsiniz. Hamamda satılan tavuk budu, domuz, kabuklu deniz canlıları gibi hazır yemeklerden yiyebilir ya da hamamın karşısındaki tavernaya uğrayabilirdiniz. Çıplakken birbirine eşit olan hamam ziyaretçileri, yavaş yavaş giyinmeye başladıklarında toplumsal statülerini de gösterirlerdi. Köleler kısa tunikler giyerken, bir beyefendi ya da tüccar ayak bileklerine kadar uzanan tunik giyerken; senatörlerin tunikleri hem daha uzun hem de çizgiliydi.

Şüphesiz babanız, akşam eve dönmeden önce arkadaşları ile oyun oynayabilir ya da eğer bir fanatik ise hipodroma at veya araba yarışı izlemeye gidebilirdi. Hakimler şehir içinde yürürken, lictor adı verilen köle, hakimiyeti sembolize eden balta ile kalabalık sokakta yol açardı. Bu yüzden zaten kalabalık olan yollarda yürümek iyice zorlaşabilir ve eve dönmeniz zaman alabilirdi.

Artık günün en önemli vaktine ulaştınız! Akşam yemeği yani canea sosyal hayatın en önemli aktivitesidir. Misafirler beklenirken, köleler yemeği hazırlar, siz de rahat ve sade bir kıyafet giyerek hazırlanırdınız.

Peki yemekler nasıl hazırlanır? Passum (misk içeren üzüm şarabı); mulsum (bal ve şarap karışımı) ya da hydromel (üzüm şırası ve ballı su) yemek yapımında kullanılan şaraplardı. Roma mutfağında vazgeçilmez kabul edilen temel sos, balık sosu garum veya fermente edilmiş balık bağırsaklarından elde edilen liquamen‘dir. Roma’nın var olduğu her yere bu sosta gitmiştir. Belki de babanız, bu sosun ticaretini yapmaktadır. Günümüzdeki kadar yaygın olan biber, zencefil, kişniş, kekik, keklikotu ve kereviz tohumu gibi baharatlar yemeklerde sıklıkla kullanılır. Akdeniz’den kabuklu deniz canlıları ve balık, İngiltere’den istridye, tavuk, domuz, oğlak, geyik, yaban domuzu, hatta yunus, flamingo dili, tavus kuşu beyni veya horoz hayaları menünüzde olabilirdi. Et, baharat, bitki ve fıstıkla hazırlanan Lucania sosisi hem tek başına yenir, hem de başka yemekler içinde kullanılırdı.

Artık, divanları düzenlenmiş triclinium bu haliyle akşam yemeği için hazırdır. Gelen misafirler, çıplak ayakla sofraya otururdu. Köleler ayakları yıkar hatta pedikür bile yapardı. En önemli kişiler orta divana otururdu. Sosyal derecelere göre soldan sağa divanlara yerleşilirdi. Erkekler yemekleri divana uzanarak yerken, çoğu zaman kadınlar bir sandalyeye oturarak sofraya katılırdı. Eğer bir erkek çocuğuysanız, toga giyene kadar uzanarak yemek yiyemezdiniz! Yemeğin büyük bölümünü parmakla yerdiniz ama yüzünüze bulaştırmamaya dikkat etmeliydiniz. Köleler yemek sırasında ve sonrasında ellerinizi yıkamak için hazır beklerdi.

Karanlık olduğunda kandillerde zeytinyağı yakılarak aydınlanılırdı. Roma şarapları ağır ve tatlıydı, ve asla su ile karıştırılmadan bir de kuşkusuz iyi bir arkadaşın eşliği olmaksızın içilmezdi. Müzik, okuma, dans eden kızlar, akrobatlar, dedikodular ve sohbetler eşliğinde eğlenmeye devam edilirdi. Ziyafet biterken misafirler togalarını ya da pelerinlerini giyerek eve girmek için yola çıkarlar. Anneniz, babanızın ziyaretini beklemek üzere odasına çekilir. Babanız uyumadan önce, okuma yapmak isteyebilir. Köleler ise ziyafetten arta kalanları temizler. Böylece ev yavaş yavaş sessizleşir. Roma sokakları hırsızlar gibi tekinsiz kişilerin kontrolüne girerken, siz huzurlu bir uykuya dalabilirsiniz.

Roma festivalleri hakkında daha fazla şey öğrenmek için Yasaklanan ve Kontrol Altına Alınan Roma Festivalleri yazımıza göz atabilirsiniz.

Okuryazarkitaplar-

İlgili Haberler

Yaprak Dökümü, Agamemnon’un Çocukları

Kardelen Oğlakçıoğlu

Allah Kuluna Kâfi Değil mi?

okuryazarkitaplar

Pınar’la İstanbul Lezzetleri-3

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...