Evrenin Gizli Kodu: Hermetik Felsefenin Yedi Yasası
Yazar Bike S. Demirkız
Evrenin nasıl işlediğini anlamaya çalışan insanlık, binlerce yıldır aynı duvara çarpıyor: “Neden buradayız?”
Modern bilim atomun kalbini, evrenin sınırını araştıradursun, binlerce yıl önce, antik bilgelik bu sorulara çok daha sade bir dille yanıt vermekteydi. O yanıt, Hermetik felsefe adıyla bilinen kadim öğretide gizlidir: Evreni yöneten yedi ilke.
Bu ilkeler ne dinin ne de bilimin tekelinde. Daha çok, varoluşun ortak dili. Gelin, kısaca ‘’evrenin koduna’’ bir göz atalım:
- Her şey zihindir.
Hermetik felsefeye göre, evren dev bir düşüncedir. Her şey “zihinden” doğar.
Bu, “pozitif düşün” klişesi değildir; daha derin bir anlayıştır. Düşüncelerimiz, algımızı ve algımız da gerçeğimizi şekillendirir. Kısaca, dünya senin zihin aynanda görünür. - Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır.
Bu ilke, evrendeki büyük düzenin küçük ölçekte de tekrarlandığından bahseder.
Atomun yapısıyla galaksinin hareketleri birbirine şaşırtıcı biçimde benzer. İnsan bedeniyle gezegenin döngüleri de aynı ritimde akar. Mikrokozmos ile makrokozmos arasında sessiz bir uyum vardır. Kendini çözmek, evreni anlamaktır. - Her şey titreşir.
Madde, enerji, ses, düşünce… hepsi farklı hızlarda titreşen aynı özdür.
Bugün kuantum fiziği de bunu söylüyor: Hiçbir şey gerçekte “durağan” değildir.
Evren dev bir titreşim ağı ve biz bu senfoninin içinde küçük bir nota gibiyiz. - Her şeyin zıttı vardır.
Sıcak-soğuk, ışık-karanlık, sevgi-nefret… Aslında hepsi aynı şeyin farklı dereceleridir.
Zıtlıklar çatışmak için değil, denge yaratmak için vardır.
Karanlık olmadan ışığın anlamı olmaz. Bu yüzden hayatın iniş çıkışları da evrenin doğal matematiğidir. - Her şey akar, yükselir ve düşer.
Bir gün iyi hissederiz, ertesi gün yorgun. Deniz gelir ve gider. Güneş doğar, batar.
Hayatın ritmi bu salınımlarla ilerler. Ritim ilkesini fark eden kişi, değişimden korkmaz; çünkü bilir ki her düşüş bir yükselişin habercisidir. - Her şeyin bir nedeni vardır.
“Tesadüf” diye bir şey yoktur, sadece farkına varmadığımız nedenler vardır. Her olay, bir zincirin halkasıdır. Bugünün düşüncesi, yarının deneyimini yaratır.
Hermetik bilgelik der ki: “Ya neden ol ya da nedenlerin kurbanı.” - Her şeyin dişil ve eril yönü vardır.
Bu sadece cinsiyetle ilgili değil; evrendeki yaratıcı dengeyle ilgilidir.
Eril enerji fikirleri doğurur, dişil enerji onları şekillendirir. Güneş ile Ay, mantık ile sezgi, hareket ile durgunluk…Evren, bu iki kutbun dansından ibarettir.
Hermetik ilkeler, mistik masallar değil; evrenin işleyişine dair gözlemlerdir.
Bugün fizik, psikoloji ve felsefe bu yasaları farklı dillerde anlatıyor.
Aslında bilim ilerledikçe Hermetik bilgelik geçmişten “Ben zaten söylemiştim.” diyor.
Belki de evrenin en büyük sırrı, onun dışımızda değil içimizde saklı olmasıdır.
Not:
Hermetik Öğreti Nedir?
Hermetik öğreti ya da Hermetizm, evrenin işleyişine dair ezoterik bir bilgi sistemi olarak kadim Mısır, Helenistik Yunan, Yahudi mistisizmi ve İslam düşüncesi gibi çeşitli geleneklerle iç içe gelişmiş çok katmanlı bir öğretidir. İsmini, bilgeliğiyle tanınan ve tanrısal elçi olarak kabul edilen efsanevi figür Hermes Trismegistus (Üç Kere Büyük Hermes)’tan alır.
Hermetik düşüncenin kökeni büyük ölçüde Eski Mısır’a uzanır. Hermes Trismegistus’un, Mısır tanrısı Thoth ile özdeşleştiği kabul edilir. Thoth; yazı, bilgelik, zaman, ölçüm ve sihrin tanrısıdır.
İskenderiye’de Mısır, Yunan, Yahudi ve doğu geleneklerinin birleşmesiyle, MÖ 2. yüzyıldan itibaren Hermetik metinler şekillenmeye başlamıştır. Bu metinler özellikle Platon, Stoacılık ve Yeni Platonculuk gibi felsefi akımların izlerini taşır.
En önemli metinler Corpus Hermeticum adıyla bilinen yazılardır. Bunlar:
Poimandres, Asclepius, Kısa Söylevler, Kybalion (Modern yorum)
Corpus Hermeticum, özellikle Poimandres adlı metinde Tanrı’nın evreni nasıl yarattığı, insanın doğası ve ruhsal yükseliş yolları gibi konulara odaklanır.
Editör: Çağlar Didman
