Bazı kaynaklara göre “Gazlı bez” adı gazdan değil, Filistin’de yer alan bir şehir olan Gazze’den köken almaktadır. Gaze ise adını “Gazze’ şehrinden alan ve Farsça ‘tül’ anlamında bir sözcüktür. Pamuklu ya da ipekli hafif ve saydam kumaşlara Gaze kumaşı’ veya ʻGaze bezi’ denilir. Tıpta yaraların sarılmasında kullanılan sargı bezinin ince, seyrek dokuması ve görünümü Gaze’yi andırdığından ‘Gaze bezi’ ifadesi zamanla gazlı beze dönüşmüştür.
Orta Çağ’da dokumacılıkta oldukça ilerlemiş bir bölge olan Filistin’de ipekten dokunan ve gazzatum adı verilen ince bir kumaş, Hristiyan olmayanlarla ticaretinin yasaklanmış olmasına rağmen 13. yüzyılda Avrupa’ya ihraç edilebilmiştir. “Gazlı bez” ilk önceleri ipekten üretiliyordu ve giysi yapımında kullanılıyordu. Günümüzde daha çok pamuktan üretilmekte ve tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Gazlı bezden yapılan tıbbi gereçler arasında “sargı bezleri” ve “gaz tamponlar” başta gelmektedir. Gaz tamponlar yara pansumanında, ameliyatlarda kan ve sıvıların kurulanmasında, ayrıca geçici olarak kanama durdurmada ve jinekolojide hijyenik maksatlarla kullanılmaktadır. Bu nedenle gaz tamponların yapıldığı pamukların sıvıyı çabucak içine çeken, yani hidrofilik özellikli olması gerekmektedir. Ameliyatlarda kullanılanlar önceden otoklavlarda mikroplarından arındırılırlarken, pansuman amacıyla kullanılanlarına bazen çinko oksit vb. antiseptik maddeler emdirilmektedir. Gazlı bezin bir başka kullanım alanı da ciltçiliktir. Kitap fasiküllerinin sırtlarını bir arada tutmak ve onu da cilt kapağına tutturmak için kullanılır. Yüzyıllardır yaraları saran, hastaları hayata döndürmede emeği büyük olan basit bir kumaş… Gazlı bezin hikâyesi, sadece tıbbın değil, insanlığın tarihine de dokunuyor. Adını aldığı şehir ise bugün yaraları sarmak yerine kendi yaralarıyla boğuşan, dünyanın en çok konuşulan topraklarından biri: Gazze. İsmi kulağa pek çok şeyi çağrıştırsa da çoğu kişinin aklına bir şehirle bağlantısı olacağı gelmez. Oysa temel işlevi yarayı korumak, mikrop kapmasını önlemek, kanı ve iltihabı emmek ve iyileşme sürecini desteklemek olan bu kumaş türü, aslında tüm dünyanın konuştuğu Gazze’den doğdu.
İngiliz istatistikçi George Richardson Porter da 1832 tarihinde yazdığı ‘’İpek Üretiminin Kökeni, İlerici Gelişimi ve Mevcut Durumu Üzerine Bir İnceleme’’ adlı kitabında da kelimenin etimolojik kökeninin Gazze olduğunu belirtti. Öte yandan Dr. Ariel Roguin’in Amerikan Cerrahlar Koleji adına yayınladığı ‘’Gazlı Bez, Kelimenin Kökeni’’ başlıklı makalesine göre, kelimenin kesin kökeni belirsizdi. Ancak Roguin, kelimenin köklerinin Fransızca ‘’gaze’’ kelimesine ve Arapça ‘’qazz’’ veya ‘’ipek’’ kelimesinin bazı biçimlerine ve aynı zamanda ham ipek anlamına gelen Farsça ‘’kaz’’ kelimesine dayandığını tespit etmişti. George Richardson Porter’ın tezine geri dönecek olursak Akdeniz kıyısında yer alan Gazze şehri tarihi açıdan büyük bir önem taşıyan İpek Yolu’na yakın bir noktada yer alıyordu. Gazze, Kızıldeniz – Akabe – Akdeniz bağlantısında önemli bir ticaret durağıydı ve İpek Yolu’nun yan kollarından birine ev sahipliği yapıyordu. Porter’ın 1832 tarihli yazısında da belirttiği gibi, Gazze şehrinin kendisi eskiden hatırı sayılır bir büyüklüğe ve şöhrete sahip bir yerdi. Ticaretin canlı olduğu bir liman kenti olarak Gazze, burada üretilen birçok ürün ve el sanatının Avrupa’ya yayılmasına vesile oldu. Gazze’den Avrupa’ya taşınan ürünlerden biri de, bugün bildiğimiz haliyle gazlı bezdi. 1948’de İsrail’in kuruluşundan bu yana yani tam 77 yıldır, Gazze işgal ve abluka altında. Uluslararası insan hakları hukukuna bütünüyle aykırı olan bu uygulamalar karşısında, dünyanın dört bir yanından Filistin’e uzanan destek elleri her geçen gün daha da çoğalıyor. Bir zamanlar tüm dünyada yaraların sarıp sarmalanmasına vesile olan Filistin, bugün savaşın gölgesinde açlık çekerek yaşam mücadelesi veriyor. Yani gazlı bezin anavatanı olan Gazze, bugün şefkate, dayanışmaya, yardıma ve her şeyden önemlisi barışa muhtaç. Bir de gazlı beze…
Editör Hüseyin Bay
