Hatırlar mısın?
Başucumuzda duran bayramlıklarla uyuduğumuz geceleri…
Ayakkabılarımız yeni, gönlümüz daha da yeniydi.
Sabah olduğunda bizi uyandıran alarm değil, heyecandı. Kapı açıldığında içeri giren sadece babamız değil, bayramın kendisiydi sanki.
Annelerimizin mutfağında sadece yemek değil, sevgi pişerdi. Börek kokusuna karışan o huzur aslında bir ailenin kalp atışıydı.
Sonra sokağa çıkardık. Küçük ellerimizle büyük mutluluklar toplardık.
Her kapı bir tebessüm, her şeker bir hatıra, her dokunuş bir bağdı.
Biriktirdiğimiz şey aslında: Şeker değil, insanın insana değdiği o sıcaklıktı.
Sonra büyüdük. Bayram sabahları değişmedi belki ama biz değiştik. Artık o sofrayı kuran, o yükü taşıyan, o hayatın içinde ayakta kalmaya çalışan biz olduk. Ve fark etmeden şunu sandık: “Eski bayramlar güzeldi.” Oysa gerçek şu: “Bayram hiç değişmedi. Biz, hissetme biçimimizi kaybettik.”
Çocukken bizi mutlu eden şeyler:
✨ Güvende olmak,
✨ Sevilmek,
✨ Korunmak,
✨ …ait hissetmekti…
Şimdi özlediğimiz de tam olarak bu.
Geçmiş değil, o his. Ama güzel bir şey var. O his hâlâ mümkün.
Bir sarılmada… Bir kapı çalmada… Bir gönül almada…
Bir çocuğun yüzünü güldürmede…
Bayram yeniden doğabilir. Çünkü bayram bir gün değil, bir hâldir. Ve o hâl, geçmişte saklı değil. Şu an, senin içinde. Bu bayram sadece özleyen olma.
✨ Yaşatan ol.
✨ Başlatan ol.
✨ Birinin kalbine bayram olan ol. Kendi değerin ve değerlerinle…ve en değerlilerinle ol.
Gel! Bu bayram geçmişi aramayalım. Geçmişte hissettiğimiz o bayramı, bugünde yeniden var edelim. Y’ol’umuz yine sev’gide buluşsun.