Okuryazarkitaplar
DenemeEdebiyatManşet

Hayal Kırıklığı


Dünya kurulduğundan itibaren, ilk insanın ortaya çıkışıyla beraber günümüze kadar duygular hep ön plandadır. Kimi zaman bu duyguların yoğunluğu bir savaşa sebep olmuştur, kimi zaman da medeniyetlerin kurulmasına imkân sağlamıştır. Öyle ki yaşamayı seçtiğimiz her olayın bir öncesi vardır. Aldığımız kararlar, ne yapmamız gerektiği hususunda bize her zaman yol gösterir. Beklediğimizin dışında gerçekleşen sonuçlar ise bizi daha çok yalnızlığa itmiştir. Bununla birlikte insanın içinde oluşan hiçbir şey yapmama isteği ruhuna işler, (insan) amaçsızca hayatının ne zaman son bulacağını dahi düşünmeden boş boş yaşamaya başlar. Artık ruh kalpten ayrılmış, bedenin ihtiyaçlarını da görmezden gelmeye başlamıştır. Elini yüzünü yıkamaya bile ne isteği ne mecali kalmıştır. Ne için yaşadığını, neyi neden yaptığının farkındalığı, çoktan terk etmiştir zihnini. Çevreden gelen hiçbir çabaya da cevap veremez hale gelmiştir. Kursağında biriken hevesleri koyacak yeri kalmadığında bütün bedenini saran bir boş vermişlikle yaşamına devam eder. Yaşamak denirse buna. Verecek bir şansı da yoktur düzelmek için kendine. Yaşamaya dair bütün algılarını kapatmıştır etrafındaki. Geldiği noktadan rahatsızlık duymaz, bu hayattan çoktan elini eteğini çekmiştir. Çekilen yay gibi bıraktığında geri eski haline döner. Bir kısmı da içinde bulunduğu bu tükenmişliği saklar rolünü oynar bir ustalıkla. Yapması gerekenleri yapıyor gibi gözükerek. Maalesef böyle çok insan var bilmediğimiz.


Diğer yandan beklentileri karşılanmış, kendini gerçekleştirmenin memnuniyetini yaşayan insan için hayat daha kolay ve yaşanılır olmuştur. Yaşama sevinciyle dolup taşan insanlar, mutlulukla bakarlar dünyaya. Hayal kırıklıklarını aşmış insanların, zorluklara rağmen hayatları akıştadır, anı yaşarlar. Bu noktaya gelmek kolay olmamıştır elbette. Kuyunun dibinden yukarıya sıçrayan insanlar anlar bu ruh halini ancak. Her lafında şükür vardır. Çok da konuşmazlar ama ne yaşadığını bilen için hayat daha yaşanılırdır. Hayal kırıklıklarını aşmış insanlar, etrafına sevgiyle bakar. Sadeleşen bir bilinçle bulur yönünü. Kendine ve çevresindekilere iyi gelir.


Hayal kırıklığı, büyük bir duygu kaosudur. Bir kere hevesi kırılan insan için bu durumunu telafi edecek karşılığını bulmak dahi çok zordur. Bu ruh halinden kurtulabilmek büyük bir çaba gerektirir. Ancak bu çaba için o gücü kendinde bulmak çok zor. Manevi açıdan bakarsak bu ruh halinin en derininde kişinin çocukluğundan itibaren kendini yetersiz bulması ve değersiz görmesi hikâyesi yatmaktadır. Uzun süreler bu duygu ile mücadelenin sonucunda kendini ifade edemeyen insanlar, bu duyguya esir düşmektedir. Kurtulabilen kişiler ise bir daha asla hayal kırıklığına yenilmezler.

Karamsarlığa kapılmaz o kuyudan uzak dururlar. Burada devreye Rabbin rızası girer. Önce kendinden ve sonra da Rabbinden razı olmuş ruhlar için inanılmaz bir doyum sağlar. Teslimiyetle yoluna devam eder.

İlgili Haberler

Antik Dünyanın Kehanetleri…

okuryazarkitaplar

Leyla

okuryazarkitaplar

Film Festivallerinin Etkisi

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...