Güneşin o yıl yeniden doğuşu, benim için basit bir mevsimdönüşünden öte, bir çağın fısıltısıydı: Cumhuriyetin yenidevri. Savaşın izleri yeni yeni sarılırken, milletimiz yoksul amaonurlu bir
“Dokuzuncu satır” bir toplumun görünmez eller tarafından nasıl yönlendirildiğini, derin devletin gölgesinde kaybolan hayatları ve karanlıkta filizlenen bir direnişi anlatıyor.
Joseph Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu (1949) adlı eserinde kahramanın yolculuğunu (monomyth) üç ana bölümde, on yedi aşamalı bir süreç olarak tanımlamıştır. Bu yapı oldukça mitolojik,
İlk dondurulan adamın hikâyesi, bilimkurgu filmlerini aratmayan bir olayla başlar: James Bedford. Kendisi 1967 yılında tüm bedeni dondurularak gelecekte yeniden canlandırılmayı umut eden ilk kişi
Gecenin sırlı karanlığında, yağan sağanak yağmurda yok olmak ister gibi bir hali vardı. Yaşadıklarını kaldıracak gücü, elindeki şemsiyeyi tutacak mecali kalmamıştı. Bakışlarını semaya çevirdiğinde, yarını
Hani her insanın bazen bunaldığı başını alıp gitmek istediği günler olur ya. Canının sıkıldığı, gökyüzünün bile gri ve ağır göründüğü o yağmurlu günde koltuğa uzanmış,
Hastalandığı yerde iyileşebilir miydi insan? Çaresizliklerine çare ararken isyan etmeden çıkabilir miydi düştüğü dipsiz kuyulardan? Uzattığı elini en sevdikleri tutmadığında yine güçlü kalabilir miydi? İçi
Yeni araştırma, “huzurlu kurban” anlatısını tersine çeviriyor. Cerro El Plomo Dağı’nın buzlu zirvelerinde 1954’te keşfedilen ve dünyanın en iyi korunmuş mumyalarından biri sayılan İnka çocuğu,
Sevgili Şerife Bacım! Bugünden geriye dönüp baktığımda tarihimizde ve kalbimizde derin izler bıraktığınızı görüyoruz. 30 Ekim 1918 yılında başlayıp 24 Temmuz 1923 tarihinde son bulan,
Tekrar ben ama eskisi değil! O kız, umutlarını gözlerinin içinden taşıyan biriydi. Gülüşü sessizdi ama içindeki hayaller gürültülüydü. Sen geldin. Tam da kimsenin görmediğini gördüğünü