
Umudun penceresinden bakıyorum artık yarınlara. Dünü bıraktım. Zordu ama bıraktım. Kötüyse ders aldım, iyiyse kalbimin en güzel yerine kaldırdım. Şimdi sımsıkı tutuyorum geleceğimin ellerinden. O kadar sıkı ki aydınlatsın yarınlarımı…
Çiçek bahçesinden yürümüyorum bu sefer. Kendi bahçemin tohumlarını kendim ekiyorum. Mutluluğumla sulayacağım bu defa. Gözyaşımı engel yapmıyorum hiçbir şeye; akacak mı, aksın. Hayır, hayır; arkasından gelecek mutluluğu temizlemek için değil, kalmasın hiçbir şey içimde diye… Aksın, gitsin. Mutluluktan da olsa ağlamayacağım mesela, atacağım attığım en büyük kahkahayı! Tohumlarını kendim ektiğim o çiçekli bahçenin kuş cıvıltıları olacak kahkahalar.
Evet, çok umutluyum yarınlardan. Çünkü biliyorum; insan umudunu kaybederse, takılı kalırsa geçmişte ilerleyemez. Ve ben giyindim en güzel kıyafetlerimi, kendi bahçemde yürüyeceğim bu sefer. Umut ise en yakın dostum olacak bu yolda.
