Ümmügülsüm Hasyıldırım
Dolgulu, başak rengi, pırıl pırıl parlayan saçlarının ve kaşlarının üzerine dökülen kaküllerinin altında; güneş gibi ışıldayan gözlerle etrafına bakınan Nurdan, birini bekliyor olmalıydı. Sabırsız tepkilerle parkta, banka doğru ilerledi. Yorulmuştu. Oturdu ve başını yukarıya doğru kaldırdı. Çınar ağacının yaprakları arasından sinsice sızan güneş, gözlerinin ışıltısını kıskanmış olmalı ki gözlerini kamaştırdı.
Dudak kıvrımlarına gizlenen mutluluk, kendini ele veriyordu. Göğüs kafesine sığmayan heyecanı, metrelerce öteden hissediliyordu. Yeşilliğin ortasında, yamaca tırmanan taş basamakların önünde, kulaklarına inen kuş seslerinin nağmesiyle sarhoş olmuştu.
Gökyüzünü andıran askılı elbisesi efil efildi. Güneş rengi uzun saçları göğsünü okşuyor, yanaklarına renk katıyordu. Elindeki ağaç rengi gitarın kulpu, elbisesini kıskanmış, rengini çalmıştı.
Bilal’le epey zamandır görüşüyorlardı. İçin için kaynayıp köpüren sevdasını artık saklamak istemiyordu. Sanki o da onu seviyordu ama hiç belli etmiyordu. O açılsın istemişti. Bir türlü sevgiden yana söz açılmamıştı aralarında. Her geçen gün volkan olan gönlü, bu yangına daha fazla dayanamazdı. Onu bekleyeceğine, kendisi ilk adımı atmaya karar vermişti. Yeşilliğin ortasında, kuş cıvıltılarının şahitliğinde, gitarının eşliğinde ipucu verecekti. Anlamazsa gözlerinin içine bakıp sevgisinden emin olursa açıkça söyleyecekti.
Nurdan, Bilal’i beklerken ellerini gitarının tellerinde gezdirmeye başladı. Parmakları, yüreğindeki coşkuyu gitar vasıtasıyla kulaklara taşıyordu. Çaldıkça coşuyor, coştukça da kuşlar ona sesleriyle eşlik ediyordu. Daha Bilal gelmeden gitarı, çoktan aşkını ilan etmeye başlamıştı.
Nurdan, alem değiştirmiş gibiydi. Ruhunda filizlenen aşkı; diliyle haykıramamış, gitarıyla âleme ilan ediyordu. Ruhu yükselmiş, yükselmiş ve arşa ramak kalmıştı. Başka âleme yolcuydu sanki. Avazı çıktığı kadar haykırıyordu:
Seni seviyorummmm!
Birden bir ses, hayal dünyasının perdesini yırtıverdi. Avuçlarına kanlar içinde bir kuş misafir oldu. Işıldayan gözlerine korku hakim olurken sesin geldiği yöne doğru kaydı bakışları. Kavga eden iki trafik canavarının maganda kurşunuyla Bilal’i; yere kapaklanmış, gözleri kocaman açılmış; Nurdan’a aşkını ondan önce ilan eden bakışlarla veda ediyordu.
