Bugün kendime şunu hatırlatarak uyandım: Kendine bu kadar sert davranmak zorunda değilsin. Sen bir insansın.
Evet, aydınlık günlerim olacak, gölgeli günlerim de. Bazen hafızam beni yarı yolda bırakacak, kelimelerim düğümlenecek, içimde taşıdığım ideallere ulaşamayacağım. Yoluma, ışığımı fark etmeyen, varlığımı görmezden gelen insanlar çıkacak. Ama kimin umurunda. Bunların hiçbiri benim öz değerimi eksiltmiyor ki…
Ben insanım ve deniyorum. Bu tek başına düşündüğümden çok daha büyük bir güç.
Dünya; insanları yıkan, kusurları büyüten ve geçmişin zincirlerine mahkûm eden bir düzene sahip. Neyse ki ben bu yükün altında ezilmek için değil, onun üstüne çıkmak için buradayım. Eski yaralarım bile bunu haykırıyor: Ateşin içinden geçmiş, yanmış ama küllerinden yeniden şekillenmiş bir ruhun hikâyesi bedenimde yazılı.
Öğretiyi hatırlıyorum:
“Yukarıda nasılsa, aşağıda da odur; içte nasılsa, dışta da öyledir.”
Kendime karşı sert olduğumda, dünya da bana aynı aynayla bakıyor. Ama kendime şefkatle, güçle ve bağışlayıcılıkla yaklaştığımda, dışarıdaki hayatım da dönüşmeye başlıyor.
Gerçek savaş alanı içimde. Ve zafer, kendimi bozuk değil, evrilmekte olan bir varlık olarak görmeye başladığım anda başlıyor.
Artık kusursuz olmaya çalışmıyorum. Çünkü asıl hedef hiçbir zaman mükemmellik değildi. Hedef gelişmekti. Bu yolculuğun hediyesiyse bilgeliktir.
Yere düştüğümde yeniden doğrulma cesaretim; işte o benim içsel zaferim.
Her sabah uyanışım, hayatın hâlâ beni seçtiğini hatırlatıyor. O halde ben de kendimden vazgeçmeyeceğim.
Buradayım çünkü bir nedenim var.
Hatalarımdan daha güçlüyüm, pişmanlıklarımdan daha derinim, korkularımdan daha cesurum.
Başımı dik tutacağım. Cesaretle yürüyeceğim. Dürüstlükle konuşacağım. Kalbimle seveceğim.
Yere serildiğimde, yeniden yükseleceğim. Çünkü başkalarını etkileyen şey benim kusursuzluğum değil, benim direncim.
Ben insanım. Özümde ilahi olanı taşıyorum. Bu yüzden zaten yeterliyim.
Söz veriyorum: Kendime daha nazik olacağım.
Yeniden ayağa kalkmayı, kendimi affetmeyi ve yoluma devam etmeyi hatırlayacağım.
Çünkü belki de asıl ışığım tam da burada parlıyor: kusursuzlukta değil, yeniden doğabilme gücümde.
Ne demiş atalarımız:
“Yedi kere düş, sekiz kere kalk.”
Ama her kalkışta bir öncekinden daha bilge, daha sağlam, daha kendine sadık olarak…
Editör Nuray Balcı
Yazarın Kitabı


