Okuryazarkitaplar
Tanrı'nın Sustuğu Yer
DenemeEdebiyatManşet

Tanrı’nın Sustuğu Yer

 

KAHVE-FİNCAN-yazar
Yazar Ayşegül DEMİR

Kimsesiz bir parkın sessizliğinde ağlayan çocuk sesleri gibi şimdi şu yalnızlığım…

“Sonrası mı? Sadece koca, dolu bir kül tablası… Kaç nokta koyarsan koy, bu hep bir satır arası. Bilmem ki hangi redif, hangi kafiyeli gönül yarası anlatır şu Hicaz makamındaki âhuzârımı? Geceye dahi kırgınım; karşımda durmadan hayasızca oynaşıyor, gelinlik giymiş ay karanlığın koynunda. Ne de vefasız! Yas bile tutmuyor doğmayacak yarınlara. Şuna da bak, sarmaş dolaş sahte sevgiler kucağında…

Anlamıyorum…

Dünya neden bu kadar kahpelik yapıyor vefaya?
İşte bir de bu var, dörtnala binmiş geliyor kan emici bayram. Acımasız, vahşi bir katil ki sağır kulakları duymuyor anaların feryadını. Öylesine bir sahra çölüne özenmiş, kuru bir toprak olup çatlamış ikiye yürek sancısı.

Bayram, ne de pis kokuyor elleri, on geceden öteden leş gibi kokuyor gelişi. Belli ki ellerinde kurutmuş öldürdüğü çocukların gülüşlerini.

Bayram, coşkulu ve nasıl da heybetli! On günlük yoldan duyuyorum ayak izini. Söyleyin, nasıl anlatılır bu vicdansız çocuk katili? Ne de güzel giyinip süslenmiş, toplamış heybesine şekerlerini. Tespit ediyor bir bir anne-babası olmayan evleri… Öylesine korkak ama ölesiye bir ruh emici.

Kalbim sızlıyor, ciğerim yanıyor; söyle şimdi, bu kapıları neresinden kilitlemeli? İlk akşamdan tüm ışıkları söndürmeli ve hangi sürgüleri çekmeli pencerelere ki giremesin içeri? Ya evi dahi olmayan çocukları ne etmeli? Söndürülse tüm sokak lambaları, yeterli mi? Kim koruyacak onları, nerede bir ana-baba odağı? Söyle, kim duyacak onların feryatlarını? Bu katilin ilk durağı hep onlar mı olmalı?

Baksana, ne de ihtişamlı! Bozmuş tüm orucunu, kana susamış anlaşılan; öyle ki sağ bırakmayacak hiçbir parkta çocuk yankısını. Ah bayram, soğuk duvarların arkasındaki gecelerde, bulutlarla gökyüzüne çizilen baba yansımasından buluyor o annesiz kalan çocuk yuvalarının yollarını. Hangi sineye yaslanmalı bu çaresiz, adı bayram olan ölüm bekleyişleri? Söyler misin ona, kurban göndermedi mi Rabbi? Neden bozuyor ahdini? İsmaillerin Rabbi de onunki değil mi? Söyle, hangi dinde yazıyorsa oku katillerin cezasını, vurulsun artık o da zincirlere, bıraksın çocukların yakasını!

Şimdi hangi dağa tırmanmalı, hangi kuyuya saklanmalı, hangi mahzene girmeli ki bulamasın İsmailleri? Katlettiği tüm çocukların ağzında rengarenk bir bayram şekeri… İnan, ölüm meleği bayramdan daha vefalı… Kaç gün daha bağrına basacak analar yaslarını? Hangi sükût zehrini içecek gece yarıları? Söyle, Yaradan bunu yanına koyar mı? Ki ben bulsam onu en karanlık gölgede tutar ellerimle gözlerinden hançerlerim, bulamasın hiçbir çocuğu diye.

Lakin ne çare ne bir eti var ne de kemiği… Ona da ne diyeyim ki tüm cesetlerin üzerinden topluyorum anne-babaların parmak izini…  İrkiliyor tenim, bilmezdim anne ve babaların da çocuklarını bıraktıklarını…Cevap verin!  Şu ölüm gecesi tüm bekleyişleri, bir bir zaman kılıcından geçirirken bayram, siz hangi sevgilinin koynunu doldurdunuz?  Ve söyleyin şimdi hangi bayram kıyafeti yakışır al kanları giyinmiş kefensiz çocuklara? Hangi yarına doğacak olan güneş ısıtır soğuyan kalplerini? Hadi tutun ellerinden, götürün şimdi o çok sevdiği parklara. Sallansın tüm umutlar salıncaklarda.  İşte bir bir ellerimden kayıyor kana bulanmış sırma saçları öyle ya bayram bu saçlarından tanıyor yetim kalmış baharları. Bak, utanma! Şimdi mi hayanı topladın arsız gecelerinden? Aç gözlerini! Ölü ruhlar sallanıyor doğmayan yarınların pencerelerinden. Unutma ki şimdi sussa da Rahman, inan, adresinizi biliyor Kahhar olan.”

İlgili Haberler

Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması Başvuruları…

BENİM – Yavuz Bülent Bakiler

okuryazarkitaplar

Hayat Ağacı Sembolizmi

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...