Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Kırk Mevlidi 1. Bölüm

Pelin TİLLEM
              Az önce ne dediler? Peki peki… Ben ne dedim? Fazla mı güldüm? Ama onlar da gülümsedi sanki. Hay Allah! Bana terlik vermemişler. Oturmuş da bulundum artık. Evden mi getirmiş herkes? Eh herhalde, amma da laf. Neredeyse otuz kişi var canım herkese terlik mi yetişir? Bu arada çok soru soruyorsun kendi kendine. Neyse ki yanıt da veriyorsun şimdilik. Kendime küsmediğim belli oluyor böylece. Ah nüktedan tavırlarım güldürüyor beni. Ama sinirden! Lütfen sakin olur musun? İyi gidiyorsun. En zor kısmı atlattın, bir de çıkarken güzel idare edersen tamamdır bu iş. Oldu da bitti! Yalnız çıkarken sırıtma sakın. Yahu girerken sırıttığından değil, aklında bulunsun diye söylüyorum. Heyecanlanıp rezil olma yine. Sonuçta ölü evine geldin. Gerçi kırk gün geçti ama yine de kolay değil insanların atlatması bu acı mereti. Bir dakika durur musun? Kırkı değil, elli ikisi. İddialaşma işte benimle, biliyorum da konuşuyorum. Gerçi kırkı doğru, net hatırlıyorum. Anne kaybetmek zor bilirim. Haydi oradan! Nereden bilecekmişim acaba? Boş boş konuşma kendi kendinle, kendi kendimle, kendi kendimizle.

Nivega Abla bayağı eli kolu dolu gelmiş görünüşe göre. Aman aman, neler neler. Yeni sayılır ama. Çok duymuyorduk bu yaşlarda. Ne o yeni olan, söylesene. Sıkıştırma beni, yetiş sohbetimize. Tekrar mı edeyim şimdi senin için? İsmini diyorum ismini. Yeni sayılır yaşına göre. Hep böyle yapıyorsun, çok yavaş kalıyorsun. Biraz hızlı düşünmeye çalış. Ahenk yakalayalım. Zaten büyük bir sorumluluk var üzerimde. Yaşı da en fazla beş ya da altı fazladır benden. Neden böyle abarttım ki isim bahsini?  Üstelik çok sevdiğim romanın baş kahramanlarından birinin adıydı sanki. Bayağı olmuştur okuyalı. Uyduruyor muyum yine? Ah canını çok sevdiğim, neden böylesin ki sen? Sırtıma yastık koymak yerine, bakalım ne zamana kadar yükleyeceksin külfetleri.

Bu kez iyi hatırlıyorum ama. Önümde duruyor apaçık. Dağıldı bulutlar ve işte hatıracık. Üzgünüm ama hiç yakışmadı ağzına, -cık -cık. Her neyse. Bu terliğin aynısından rahmetli anneanneciğimde vardı. Ne güzel İrsperdal Teyze de nur yüzlü Maşallah! Belli ki çok iyi birisi. Ama burada bir durduracağım seni. Kim iyi, kim kötü yalnızca Allah bilir. Evet ama bana öyle geliyor ki bu terliği giyen çoğunlukla iyidir. Melek huylu olur hepsi, aynı anneannem gibi.

-Biraz daha kısır?

Al işte getirirler kendine böyle insanı.

-Hayır, sağ olun.

Hayır mı? Neden istemedin ki? Beğenmiştin de oysa. Ekşisi yerinde diye düşünmüştün. Sahi böyle mi düşündüm ben az önce? Yoksa şu anda ilk defa mı düşünüyorum kısırı? Kısır döngü, fasit daire… Hay Maşallah, akıyor yaratıcılık Kırk Mevlidinde.

Yavaş yavaş geliyor işte iblis, yolu yarıladı hissediyorum. Bugün kesin yazacak gibiyim, bunu da biliyorum. Öyle dedi ya O Adam; duygularını, hislerini yaz iyi gelir diye. Büyükçe bir sorumluluk yükledi bana fark etmeden böylelikle. Al işte tam bir fırsat bana, kalabalıklar arasındayım. Avuçlarım titriyor, tırnaklarım hissizleşti. Herkes bana bakıyor hep bir gözden. Hep bir ağızdan bağırmalarından iyidir gerçi. Tülbentimin rengi mi uygunsuz acaba? Koyu gri o da tıpkı benim gibi. Ben buraya ben olarak geldim. Beni çağırmadınız mı sanki? Şuracıkta iyice küçülsem de yazsam kimse görmeyebilir. Hoca güzel okuyor ama takdir edilesi. Hadi çabuk karar ver! Dudağım mı seğiriyor tam da şu anda, gerçekten mi? Bu kadarı benim için bile büyük talihsizlik. Belki Enerviyum Abla gurur duyar, rahmetli annesine verdiğim önem için. Zanneder ki üzüntüden bu seğirmeler, titremeler. Gözleri de dolar mı? Yok artık, daha neler. Ama belki. Çünkü bilirim yanlış anlaşılmanın böylesini. Çok yaklaştı ruh zelzelem, geldi gelecek. Yapacak bir şey kalmadı. Kim ne derse desin, kim ne düşünürse düşünsün yazmaya başlıyorum. Göreceğiz bakalım O Adam haklı mı, değil mi? Soran olursa da gerçeği söylerim. Tabii tabii yalnız ve yalnız gerçeği konuşurum. Yemin de ederim şöyle en kallavisinden. İnanmazlarsa onların ayıbı. Benden günah gitti, haydi Bismillah!

Bak Allah’ın adını verdim, çıkar şu defteri çantandan artık ve yaz, sadece yaz. O Adam yalan mı söyleyecek, hadi lütfen yaz. Gerekirse bunu da yaz. Ne biçim konuşuyorsun? Terbiyesizleşme! Ama çantamda yok ki! Vallahi yok. Billahi yok. Diğeri neydi? Hah Tillahi! Defterim yok defterim! Şu saniyelerde midem, yediğim un kurabiyesi gibi dağılıyor içimde.

Devamı var…

İlgili Haberler

Mahremiyet ve Özgürlük

okuryazarkitaplar

Uygar Dünyanın Başlangıcı Yunan Değil!

okuryazarkitaplar

Adım Topağaç

KÜBRA ÇAKAR

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...