Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Kırk Mevlidi 2. Bölüm

Pelin TİLLEM
…Tadı da fena değildi bu arada, düşün ben sevmem bile. Sana yemin ederim kafatasım sinirden beynimi boğazlıyor. Sıkışıyor aklım, fışkıracak şimdi zihnim göz bebeğimden. Aman sende! Kan olarak olur mu hiç? Göz yaşım akacak diyorum son derece kaba bir şekilde. Kâğıt kalem! Evet bu kadar basit. Kâğıt kalem! Kafatasım insafa mı geldi yoksa öldü bu artık diye mi bıraktı beynimi bilmiyorum ama düşünebiliyorum tekrar. Kâğıt kalem isteyeceğim. Az biraz önce ya da birkaç hezeyan önce kısır istememiştim ya hatırladın mı? İşte şimdi ev sahiplerine yeni bir fırsat veriyorum. Kâğıt ve kalem gibi basit ama bir o kadar da elzem ihtiyacımı neden karşılamasınlar? Komşuluk hakkım da mı yok? O zaman neden hâlâ isteyemedin? İsterim, istiyorum, isteyeceğim. Hele bir gör bak nasıl isteyeceğim şimdi.
Artık stor perde daha çok kullanılıyor ama ben bunları daha çok seviyorum. Tabii çok karanlık olmasın, istemem. Diğer yandan içerisi de görünmesin. Rahat ağlayabilme lüksümden vazgeçmem, vazgeçemem. Kimseciklerden de saklanamam. Bak geliyor yine aynı sızı tanıdım. Gide gele tanışık olduk. Burnumun ucunda bir arkadaş, bir hısım, biraz da düşman sanki. Utanması da yok. Geliyor işte böyle olur olmadık yerlerde, haydut. Yine kaçırdım okunan sahifeyi, ne de güzel takipteydim manevi bir hafiye gibi. Aproksetin Abla doğru yerde galiba.  Şöyle yandan yandan bir baksam mı? Yalnız o taktığı küpeler benimkiler mi? Can dostum sızı kadar tanıdık geldi.

-Allah! Kusura bakmayın, birden irkildim. Duyamadım, ne demiştiniz?  Özür dilerim.

-Çayınızı tazeliyorum.

-Lütfen, zahmet olmazsa.

Abarttın iyiden iyiye. Oldu olacak aman efendim, sepet efendim de deseydin. Haydi odaklan da kelama, huşuya er bari. Ne güzel konuşuyor hoca bak, rahmetli ne güzel yad edildi.

Acaba ölüler düşüncelerimizi duyar mı? Onlar da acır mı şu hâlime, benim acıdığım gibi acımasızca. Bütün ölmüşler mi yoksa sadece bulunduğumuz yerde ölenler mi duyabilir? Hey güzel Rabbim, iyice saçmaladım şimdi. Tabii ki böyle bir mekân kısıtlaması yoktur. Seven sevdiğini, özleyen özlediğini söylesin de duysun tüm ruh alemi.

Bak kedi bile gelmiyor yamacıma görüyor musun? Çok da tatlıymış şebek. Neden kediler yaklaşmak için beni gözlerine kestirmiyor ki? Ne zaman ben de bir kedi tarafından seçileceğim? İyi insanlara sevdirirlermiş kendilerini, öyle derler. Aristotales’in bizim eşraftan olmadığına bu kadar sevineceğim aklıma gelmezdi. Düz de değilim, mantıklı da. Sence ben kötü müyüm? Hayır, hiç olur mu. Sadece deliyim. O da değil gibiyim. Sankiyim, farz-ı misalim, şöyleyim, böyleyim ama katiyen kötü değilim.

-Bir çay daha?

İstemeyi aklından bile geçirme sakın! Yavaş yavaş kalkmaya bak artık. Ellerin terledi. Gözlerin hızlı kırpılmaktan ferini aşındırıp, yitirdi. Bir an evvel eve at kendini, sonra da hemen yazmaya koyul. Sorumluluk bilincin olsun biraz, suçluluk duygusundan iyidir.

-Alayım, teşekkürler.

Bu ne cüret ya! Sen hâlâ burada ne yapıyorsun? Umacı ruhiyatın gelsin seni tam burada, onlarca insanın içinde bulsun mu istiyorsun? Sen utancından O Adama bile her şeyi anlatmıyorsun da burada herkes senin kim olduğunu, ne olduğunu görsün mü istiyorsun? Hızlıca iç o çayı. Çok hızlı.

-Ah!

Ağzımı yaktım senin yüzünden. Al işte acele giden, ecele gider. Üstelik şeytanın da tam ortasından karışacağı tutar. Duydular mı acaba acı çekmemi? Ya merak edip sorarlarsa? Konuşmak istemiyorum ki kimseyle, cevap vermeden de olmaz şimdi.

-Amin!

Anlaşılan duyulmadı, ayrıca yine karıştırıyorsun her şeyi birbirine. Belli ki, cimcime düşüncelerin yine oyun saatinde.  Acele işe şeytan bile karışmaz, ecel az ötede bekliyor zaten olacak doğrusu. Amma da laf! Ben de buna inandım. Yine de eve gidince teyit edeceğim. Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü duruyor mudur acaba? Artık bilgiye kolay ulaşılıyor neyse ki, yoksa saklamak zorunda kalırdık her şeyi, herkesi; herkesi, her şeyi; herkesi, her şeyi. Bu da ne demek şimdi?

-Amin!

Galiba başardım. Büyük bir zafer sayılır bugün benim için. Çoğu bitti gitti azığı da aza kaldı, sonuna geldik artık. Ben eve girerken ne yapmıştım da çıkarken ne yapmayacaktım? Kol Düğmeleri! Ne? Kol Düğmeleri! İşte o şarkı az önce söylediğim. Hatırlasana, daha bir âmin önce. Herkesi, her şeyi. Sen miydin o mırıldanan? Ben de beynim son nefesini inim inim kıvranarak, anca verebildi sanmıştım. Kafatası merhamet etmedi anlaşılan dedim kendi kendime. Ama ne güzel âmin, dedim ben de herkesle aynı anda. Duydun değil mi? Anneannemin de ruhuna değsin İnşallah! Tüm ölmüşlerimize selam olsun benden, bizden. Düşüncelerde buluşalım önce, sonra da nasipse cennette.

İlgili Haberler

Erzurum’un geleneksel kumaşından üretilen 27 şapka tasarımı tescil aldı

okuryazarkitaplar

Sorunu Konuşmak Yerine Çözüme Odaklanmak

KÜBRA ÇAKAR

Bu Ülke’ye Dair

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...