“Siyahın asaletinin iyice hissedildiği, gecenin ürpertici yalnızlığının hakim olduğu, ayın en saf ve masum haliyle yanımda olduğunu hissettiğim andı, kalemime sarıldığım an. Yürek dökümümü, beyaz sayfalar üzerine serdiğim o an. Bulutların arasından gülümseyen dolunay, pencereme vuran yağmura inat pırıl pırıl parlıyordu. Masama eşlik eden fener, sırlarıma ortak olmanın keyfiyle dilini uzatıyor; camına kapkara bir leke bırakıyordu. Hüznün resmini çizen suratıma ışığını yansıtırken ayın ışığına meydan okuyor gibiydi.”
Bir ara sırılsıklam olan gözlerimi kaldırdığımda hâlâ canlılığını koruyan papatyalara takıldı gözlerim. Papatyalar bana gülümsedikçe yüreğimin isyanı depreşiyor, hıçkırıklarım tazeleniyordu. Oysa o papatyalar hayatımın dönüm noktası olabilirdi. Her şey ne kadar güzel ve büyüleyiciydi. Avucuma sıkı sıkıya sakladığım yüzük, kor olmuş yakmıştı ellerimi. Çok değil, daha bu sabah sekerek gittiğim buluşmanın, dünyamı tamamen değiştireceğini nereden bilebilirdim. Oysa özene bezene hazırlanmış, Ahmet’imin en sevdiği kıyafeti giymiş, kokuna ölüyorum dediği parfümü sıkmış, öyle gitmiştim buluşma mekanımıza. Sevda neydi? Dokunmak mı, gözlerinin içine bakmak mı, seni seviyorum demek mi, her an onu düşünmek mi ya da adını anarken dâhi içinin titremesi mi veya aşkın feryadına sağır olan kulaklar mı?
Sevdamı haykırmada sınıfta kaldım bugün. İki cihan saadeti, gökyüzünde asılı kaldı. Hevesim kursağımda umutlarım ebediyete kaldı. Fikrimin ince gülü soldu, gönül sarayım yapılmadan yıkıldı. Sırça saraylar, hapishaneye döndü. Gün açmadı, gece güne selam vermedi. Tebessümler yanaklarda esir kaldı. Evet. Gökyüzünü yırtan, kuşların tüylerini hallaç pamuğu gibi dağıtan, tarihe bir kara leke daha süren o ses, bomba sesi; Ahmet’imle birlikte beş can daha aldı. Kimi taze baba, kimi yeni evli, kimi henüz aşkını ilan edememiş, kimi kızının nişanını görememiş. Altı ocak söndü, altı evde hayat durdu.
Bugün semanın kapıları kapandı. Yeryüzünün pınarları kurudu. Yaratılan tüm mevcudat yasa durdu. Denizler köpürdü, ırmaklar çağladı. Beşinci boyutun sakinleri sessizliğe büründü. Çünkü bugün, insanlık öldü.

