
Güç işi kalıp işi değil yürek işidir. Öyle kasa ya da omuza bakmaz. Ne demiş Hz. Ali: “Kendi nefsine hâkim olan dünyayı fethedebilir.” O hâlde neymiş; gerçek güç nefsi kontrol altına almakmış. Dünyayı fethetmek, haritalar üzerinde toprak kazanmak gibi görünse de asıl fetih insanın en büyük düşmanı olan kendi egosu ve arzuları üzerindeki zaferidir. Çünkü dış dünyadaki tüm çatışmaların, hırsların ve hataların kaynağı insanın içindeki dizginlenmemiş dürtüleridir.
Bir erkek nefsini kontrol altına almışsa eline çapkınlık için fırsat geçmiş ama sadakatinden ödün vermemişse konuştuklarını davranışları ile onaylıyorsa inandığı değerleri etrafındaki insanların düşünce süzgecinden geçirmiyorsa sorumluluklarını biliyorsa yanındayken güven hissettiriyorsa haksızlık etmiyorsa karşı cinse duyduğu duygular zekâsının önüne geçmiyorsa zor da olsa doğru kararlar alıyorsa bu adam güçlü onurlu ve duruşu olan bir adamdır. Gerçekten güçlü adam önüne çıkan her fırsatı bir ‘‘Kazanç” olarak görmez. Sadakatini bir onur nişanı gibi taşır. Onun için dürüstlük kimse bakmıyorken de doğru olanı yapmaktır. Güçlü adam, inandığı değerleri başkalarının onayına sunmaz; çevre faktörlerine veya toplumun değişken yargılarına göre şekil almaz. Kendi doğrularının rehberliğinde eğilip bükülmeden yoluna devam eder. Gerçekten güçlü bir adamın iletişimi de nettir, abartılı ifadelerden gereksiz duygu gösterilerinden ve kelime israfından kaçınır. Bir adamın gücü ‘‘Vücut yapısında değil sarsılmaz iradesindedir.”
