Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Zil Sesinde Kalan Yıllar

Yazar: Nuray BALCI

      Lise yılları her zaman biraz telaş, biraz umut, biraz heyecan kokardı. O gün de farklı değildi. Teneffüs zili çalmıştı. Beyaz ütülü gömleğini eteğinin içine sokmuş; simsiyah, kısacık saçlarına mor renkli tokasını takmıştı İlayda. Bahçeye doğru hızlı hızlı yürüyordu.

Yanından geçenlerin ona bakış atmasına alışkındı; ama o yalnızca masmavi gözleriyle kendisine hayran bakan çocuğa odaklıydı. Osman’ın mavi gözlerinde denizin sarsılmaz dinginliği vardı. Her ona baktığında kendini güvende hissediyordu.

Osman ona konuşma fırsatı vermeden “Bitirelim.” dedi tek nefeste. İlayda donakaldı duyduğu karşısında. “Neden?” diye sorabildi sakince. Osman sadece “Yoruldum, hoşça kal!’’  diyebildi ve gitti.

İlayda uzunca süre arkasından baktı. Seslenmek istedi ama vazgeçti. Yıllar geçti. Hayat ikisini de farklı yerlere savurdu. Üniversiteler, iş hayatları, başka insanlarla kurulan hayatlar ve ayrılıklar…

Ama o masmavi gözler unutulmadı. Bir gün tesadüflerin kaderle iş birliği yaptığı bir akşamüstü bir kafede karşılaştılar. İlayda siyah beyaz bir elbise giymişti. Osman daha derinleşmiş bakışlarıyla ona yaklaştı.

Bir süre sessizce baktılar birbirlerine. Sonunda İlayda gülümsedi. Acı bir tebessümdü bu.

“Nasılsın?” diyebildi.

“İyiyim, bu ne güzel tesadüf!” dedi, mavi gözlü Osman.

“Hadi gel biraz oturalım, sohbet edelim.” dedi pişman ve mutlu yüz ifadesiyle. “Seni bıraktım ama hiç mücadele etmedin benim için.” dedi.

İlayda “Ettim ama görmedin, duymadın.” dedi.

Osman “Belki de haklısın.” dedi ve sustu. Öylece bir müddet bakıştılar. Birbirlerinin yaralarını hâlâ taşıyorlardı, bunu hissediyorlardı.

“Kahve içer misin?” dedi Osman, sessizliği yumuşatmak için. İlayda “Olur.” dedi. Etrafta kimse de kalmamıştı. Sadece ikisi vardı kafede. Zamana yenik düşen iki gencin hikayesi en sevdikleri sanatçı Barış Manço’nun “Dağlar Dağlar” şarkısıyla yeniden alevleniyordu. Anılarına gittiler.

“Biliyor musun?” dedi Osman, pişmanlıkla karışık bir cesaret vardı sesinde. “O zamanlar kendimden bile kaçıyordum. Sana yük olmamak için gittim.”

İlayda “Ama sen hiç anlatmadın ki.” dedi kırgın ses tonuyla.

Osman “ Ben de bilmiyordum nasıl anlatılır, nasıl kalınırdı?” Yine göz göze geldiler. O eski yılların buruk sevgisi yeniden canlanmış gibiydi. Hafifçe tebessüm ettiler. “Şimdi anlatabilirsin artık.” dedi İlayda heyecanla.

Osman “Onca yıldan sonra ne değişir ki?” derken gözyaşları yanaklarından aşağıya süzülüyordu.

İlayda “Belki de geç değildir.” dedi heyecanla. Bir an sessizlik…

Ardından çocuk elini uzattı “Geç değil.” dedi kararlı ses tonuyla.

İlayda “Ama bu kez yarım bırakmayalım.” dedi. Tereddüt etti önce ama sonra elini uzattı.

Bir zamanlar kopan bağ yılların ardından yeniden kurulmuştu o gün. Kafenin camından süzülen akşam güneşi onların yeniden doğan hikayesini anlatıyordu. Bu defa sustukları değil, konuştukları bir geleceği seçmeye kararlıydılar.  Ne geçen onca yıl umurlarındaydı ne simsiyah saçlardaki aklar ne kızgınlıkları, kırgınlıkları, öfkeleri.  Artık bundan sonraki niyetleri sadece aynı güzellikte yarım kalan umutları, taptaze sevinçleriydi. Önünü arkasını düşünmeden doyasıya yaşamaktı birbirlerini. Hesapsızca, sınırsızca.

İlgili Haberler

Murtaza – Orhan Kemal

okuryazarkitaplar

Attilâ İlhan ve Politik Romantizm

KÜBRA ÇAKAR

Post-Hümanizm

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...