Yazar Kübra Çakar
Yeryüzünde insandan daha zalim, acımasız ve korkutucu bir varlık yoktur diye düşünüyorum. Diğer canlılar sadece tehlike anında savunma nedenli saldırganlaşırken insanoğlu ego başta olmak üzere birçok nedenden ötürü savaşmıştır. Kimi bir inat kimi bir kadın uğruna, diğer insanların canını yok saymaktan çekinmemiştir. Ben de bu seyri değiştiremesem de elimden geleni yapıyordum. Bir daha mesleğimi yapamamak pahasına olsa da.
Harry Truman’a da çok söyledim ‘‘Yapma! Bunca masum insanın canına kıyma!’’ diye ama dinlemedi. İyi niyetin yanından dahi geçmeyen bu insan, sadece o bölgedeki canlıları değil, neredeyse tüm dünyaya ve sonraki 100 yıla zarar verecekti. Gözü dönmüştü hırsından, bir an önce Japonya’ya karşılık verme düşüncesinden çıkamıyordu. “Pearl Harbor Saldırısı”nın izlerini unutamıyordu. “Dur!” dedim, ‘‘Bu yaptığın savaşı sonlandırmak değil, insanlığın ve masumiyetinde kıyımıdır.’’ Suçsuz ve çaresiz bir kıyım. O günü hiç unutmam. Karar vermeden önceki son gece yanına gittim. Tüm cesaretimi toplayıp söylemek istediklerimi unutmadan bir bir sıraladım. Ben konuşmaya başlayınca dinliyor gibiydi. Bir süre sonra, sırtını bana dönüp pencereye yöneldi. Sonunda ise yine aynı kararı veriyor olması beni bir kez daha yıktı. Bunca canlının vebalini hem kendisi hem tüm nesli ayağında bir pranga olarak taşıyacaktır. Amerika’nın bu durumu resmen bir güç zehirlenmesidir. Bu konuşmalarımın her ne kadar tarihi kaynaklar arasında hiçbir zaman gösterilmeyeceğini bilsem de konuşmayı yapmak istedim. Ofiste ve diğer zamanlarda kendisinin yanında bir gazeteci olarak bulunduğum bir süreçti. Sonrasında beni artık yanına yaklaştırmadı. Bu olaydan sonra, ben de yanında olmak istemezdim zaten. O gece aramızda şöyle bir konuşma geçti:
“Sayın Harry, son bir kez daha düşünün! Bu insanlık dışı hareketi yapmak zorunda değilsiniz. Elbette soğuk savaş şartları, diyeceksiniz ama kimse yaşanan soykırımı unutmayacaktır. Aslında yapmaya çalıştığınız, bu savaşı bitirme çabası değil; âdeta bir caniliktir. Herkesin kendince nedenleri olabilir. Ama asla Hiroşima’ya nükleer bomba atma gibi bir çözümü olamaz. Bunu yapabilmek için ancak duygusuz ve vicdansız olmak gerekir. İleriye de kötü bir miras bırakıyorsunuz şu anda. Bu affedilir bir yöntem gibi görünmüyor, telafisi ise yok. Üstelik bombaya verilen ‘Little Boy(ufaklık)’ ismi ise kabul edilebilir gibi değil. Katliamdan başka bir çözüm olmalı. Burada haklılık payı aramayınız.”
Arkası dönük beni dinliyordu. Dönüp yüzüme bile bakmadı. Sanki Başkan’a değil duvarlara konuşuyordum. Cevap vermesini bekledim bir süre. Hiç oralı olmadı. Duyguları alınmış ruhsuz bir hâli vardı. Yanında daha fazla duramadım. Hemen eşyalarımı toparlayıp bir daha dönmemek üzere orayı terk ettim.
Editör: Çağlar Didman
Yazarın Kitabı

