Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Kukla Çocuk

Ayşenur ÇOŞKUN

Rengarenk, ışıl ışıl, dev çadırın içinde insanların ruhlarına dokunan, onları güldüren, heyecanlandıran bir sirk vardı. Bu sirkte cambazlar, hokkabazlar, heyecan verici şovlar yapan hayvanlar gösteri yaparlardı. Hepsi canla başla, tutkuyla, ruhlarını işlerine katarak çalışırdı. Kukla çocuk dışında. Onu sirk sahipleri daha minicik bir bebekken sirk çadırının önüne bırakılmış şekilde bulmuşlardı. Belli bir yaşa kadar büyüttükleri bu çocuktan faydalanmak istediklerinden onu bir kukla olduğuna öylesine inandırmışlardı ki her dediklerini yapıyor, durumu sorgulamak aklına dahi gelmiyordu. Hiç kendi başına özgürce düşünmemiş, hayatı hakkında en ufak bir karar vermemiş biri, özgür olabilmeyi hatta insan olabilmeyi nasıl bilebilirdi ki?

Kukla çocuğu gösteriye çıkarırlarken onun el ve ayak bileklerini iplerle bağlar ve yukarıdan onu yöneterek hareket ettirirlerdi. Gösteriye gelen tüm insanlar canlı bir çocuğun iplerle sahnede süzülmesini hayranlıkla izlerdi. Günlerden bir gün kukla çocuğun bu hâline üzülen bir sirk tavşanı gösteri başlamadan önce onun bileklerine takılacak olan ipleri kemirerek inceltti. Gösteri anında sirk sahibi kuklayı zıplatmak isterken incelen ipler bir anda koptu. Kukla çocuğun herkesin gözü önünde düşüp gösteriyi izleyen tüm insanların bir anda ona bakıp gülmeye başlaması o güne dek hiç hissetmediği bir duyguyla tanıştırdı onu; derin bir utanç duygusu… Bu duyguyu hisseden kukla çocuk ne yapacağını bilemedi ve gayriihtiyari oradan koşarak uzaklaşıp gösteriye hazırlandıkları giyinme odasına sığındı, o anda birdenbire gözlerinden boşalan yaşları görünce şaşkınlığa uğradı. Ağlamak nedir onu bile bilmeyen kukla çocuk aynadaki yansımasına baktı. İçindeki bu acıyı, bu garip hissi anlamlandıramadı. Gözlerinin derinliklerine sanki gözlerinin ardındaki ruhunu görürmüşçesine baktı baktı… Hani inanç bazen kötü bir şeydir derler ya bir ruhunun, bir hayatının olmadığına öylesine inanmış biri bu inançtan o kadar kolay kurutulamadı. Derken dışarıdan sirk sahibinin sesi geldi:

–  İplerini sağlamlaştırdım. Hadi gösteriye devam etmeliyiz.

Kukla çocuk yaşlar akan gözlerine, acıyan bedenine her saniye güm güm atan kalbine rağmen ona çizilen sınırlardan bir adım öteye geçemedi ve içindeki itaat duygusu ile çağrılan sese doğru usulca gitti.

İlgili Haberler

Uygur Türklerinde Göçebe Unsurlar ve Vaha Şehirleri

okuryazarkitaplar

Hermes’in Aynasında

KÜBRA ÇAKAR

Nâ-Temessük 2. Bölüm

KÜBRA ÇAKAR

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...