
İki sevgili ne zaman bir kafede oturmaya kalksalar, aralarında hep o tatlı tartışmayı yaşarlardı. Kadın her zaman Türk kahvesi söyler, adam ise daha batılı türleri içmeyi tercih ederdi. İki taraftan da bu iki kahve çeşidi üzerine bitmek bilmeyen savunmalar peş peşe gelirdi. Türk kahvesi ve diğer kahve çeşitleri bir bakıma kadın ve erkeği sembolize ediyordu. Türk kahvesi fincanının narinliği rakibinin hantallığıyla dengeleniyordu. Başka bir açıdan bakıldığında da Türk kahvesi maneviyata önem veren doğu kültürünü, diğeri ise niceliğe önem veren batı kültürünü temsil edebilirdi. Peki sizce bu iki kahve dolu fincanı bir terazinin karşılıklı iki kefesine koysak hangisi ağır basar? Böyle bir durumda tam olarak birbirlerini dengeler diyebilir miyiz?
İskambildeki maça, kupa ve sinek sembolleri iç içe geçtiğinde bir balığı oluşturur diye hayal ediyorum. Maça sembolü balığın derisini, kupa sembolü balığın etini ve sinek sembolü balığın kılçığını temsil etmektedir. Peki bu balık neyin göstergesi sizce? Bir aileyi veya toplumun tamamını sembolize edebilir diye düşünüyorum. Balığın derisi babayı veya kolluk kuvvetlerini, balığın eti anneyi veya üst tabakayı, balığın kılçığı ise çocuğu veya halkı göstermektedir. Karo sembolüne gelince, o ise toplumdaki tüccarları veya ailenin maddi durumunu temsil etse hiç fena olmazdı. Karo bu sahnede daha çok arka planda iş görmektedir. Uzayın derinliklerinde mavi bir platform kurulmuş olsun. Üzerinde geometrik bir şekilde deforme olmuş bir insan figürü durmaktadır. Uzaklardan gelen yoğun bir ışık huzmesi bu figürü âdeta yargılarcasına rahatsız edici bir şekilde aydınlatmaktadır. Figürümüz ne yapacağını bilmemekte ve ışık huzmesinin yaydığını içten içe hissettiği sıcaklıkla çok kısa sürede eriyeceği beklentisi içindedir. Buraya ne zaman geldiğini hiç hatırlamamakta, bu şekle niye girdiğini çözememektedir. Çok uzaktan gelen bir çığlık sesiyle irkilir. Çığlığın ardından gelen kahkaha seslerini iliklerine kadar hisseder.
