Yazar: Kübra ÇAKAR
Bir köşede oturmuş, derin düşüncelere dalmıştı. Son zamanlardaki yaşadıklarından çıkamıyordu. İçinde sürekli büyüyen bir kaos, rahatsız edip duruyordu kalbini. Anlam veremediği sorularla günlerdir, hatta aylardır baş etmeye çalışıyordu. Bu sorulara net cevaplar bulamasa da nihayetinde en can alıcı soru olan ben kimim, ne yapıyorum sorularına gelmişti sıra. Kendi kendisine konuşmaya başlamıştı ki tam o anda odada tok bir ses duydu.
-Sen bu kâinatın tanığısın, dedi.
Aniden gelen bu cevapla yerinden doğruldu ve sesin geldiği yere doğru ekrana baktı, televizyon açıktı. Genelde hiç kapatmazdı. Küçük bir şaşkınlıktan sonra, sorularına devam etti. Kendisine cevap verip vermediğine emin olmak istiyordu. Bu mümkün müydü? Tesadüf olmalı diye düşündü.
-Peki ama neye tanık olacağım onu da söylesen, diyerek hafifçe tebessüm etti.
Galiba deliriyorum diye geçirdi içinden. Yalnızlığının geldiği son noktadaydı. Televizyondaki adam, güzel giyimliydi. Güler yüzlü ve kendinden emin hâliyle konuşmaya başladı tekrar.
– Öyle bir zaman gelir ki bu hayatta her insanın yolu çıkmaza girebilir, ya da kaybolabilir. Ama eninde sonunda bu yollar sevgiden geçer, sen bunu ne zaman ki fark eder ve bu yola gönül verirsen işte o anda her şey değişmeye güzelleşmeye başlar.
Duydukları, yani aldığı cevap karşısında geçirdiği şaşkınlıktan sonra birazda korkarak sorularına devam etti.
– Nasıl?
Diyebildi sadece ve sustu, yorulmuş ve tükenmiş o hâliyle. Uzunca bir bekleyişten sonra tekrar cevap geldi. Aslında bu bekleyiş, cevabı kendisinin bulması içindi. Özellikle beklemişti konuşmacı.
-Sevgiyle yürü ve sevgiliye yürü. Aslında düştüğünü zannettiğin her yıkılışta, içinden yeniden, daha ileriye atlayan bir ‘‘ben’’ doğar; onu fark et…dedi.
-Nasıl seveceğimi bilmiyorum, daha önce hiç düşünmedim. Yardım et.
Dedi ekrandaki adamın gözlerinin içine çaresizce bakarak. Konuşmacı, yumuşak bir ses tonuyla daha önce bunları yaşamış da şimdi yeniden hatırlıyormuş gibi bilgece konuşmaya devam etti.
-Önce kendini sev, sonra içindeki ağlayan o çocuğu sustur ve onu kucakla, sonrası kendiliğinden gelecektir, yaşadığın sıkıntılar aslında senin gibi bu sıkıntıları yaşayanlara çözüm olacak ve öğreneceksin ki geçtiğin her sınav sana bir ödül bırakacak. Kendi halinde gezineceksin bu alemde. Sırlara vakıf olacaksın. Sana birilerinin yardım etmesini beklemeyeceksin. O kişi artık sen olacaksın, seni bekleyen kişilere çare sunacaksın bundan sonra.
Dedi ve yayın birden kesildi. Dona kalmıştı öylece. Bu yaşadıklarını unutmamak için konuştuklarını tekrar etmeye başladı. Yerinden kalkıp odanın içinde dolanmaya başladı. Sonra bilgisayarını açıp bu konuşanın kim olduğunu araştırmaya koyuldu. Kısa sürede buldu. Birçok videosu vardı internette. Onları dinlemeye başladı; her bir video, kendisi için hazırlanmış gibiydi. Aklından geçirdiği her soruya bir bir cevap veriyordu, sanki birlikte konuşuyorlardı. Ve artık anlıyordu; her şey, sonunda kendinden kendineydi.


