
Psikolojik Danışman/Eğitmen/Yazar
Çocuk yetiştirmek, yalnızca sevgi vermek değil; aynı zamanda o sevginin sınırlarını doğru çizebilmektir. Çünkü sınırsızlık, özgürlük değil, belirsizlik doğurur. Belirsizlik ise çocukta güvensizlik üretir. Bu yüzden her çocuğun hayatında net, anlaşılır ve tutarlı “kırmızı çizgiler” olmalıdır.
Peki bu kırmızı çizgiler nasıl korunur?
Öncelikle şunu kabul etmek gerekir: Sınır koymak çocuğa karşı olmak değil onun yanında olmaktır. “Hayır” diyebilen ebeveyn aslında çocuğun iç dünyasında bir pusula inşa eder. Ancak burada en kritik nokta sınırların tutarlı olmasıdır. Bir gün izin verilen bir davranışın ertesi gün yasaklanması çocuğun zihninde karmaşa oluşturur. Çocuk neyin doğru, neyin yanlış olduğunu değil ebeveynin ruh halini takip etmeye başlar.
Sınırlar net, kısa ve anlaşılır olmalıdır. Uzun açıklamalar yerine sade cümleler çocukta daha güçlü karşılık bulur. Örneğin:
“Bu şekilde konuşulmaz.”
“Bedenine izinsiz dokunulamaz.”
“Bu bizim özel alanımız.”
İşte tam bu noktada mahremiyet eğitimi devreye girer. Mahremiyet eğitimi, çoğu zaman sadece “ayıp” kavramı üzerinden anlatılmaya çalışılır. Oysa mahremiyet utanılacak değil korunacak bir değerdir. Çocuk, bedeninin kendisine ait olduğunu öğrenmelidir. Bu eğitim korku temelli değil değer temelli verilmelidir.
Ailede başlayan mahremiyet eğitimi şu temel taşlara dayanır:
1. Beden Bilinci:
Çocuk, bedeninin kendine ait olduğunu bilmeli. Kimsenin izinsiz dokunamayacağını öğrenmeli. Bu, küçük yaşta başlar. Zorla öpmek, sarılmaya zorlamak bile bu sınırın ihlalidir.
2. Gizli – Özel Ayrımı:
Çocuğa “gizli” ile “özel” arasındaki fark öğretilmelidir. Gizli olan şeyler genellikle saklanması gereken ve tehlike barındıran durumlardır. Ama özel olan korunması gereken değerlerdir. Örneğin bedenimiz özeldir ama gizli değildir. Bir problem olduğunda güvenilir bir yetişkinle paylaşılabilir.
3. Güvenli İletişim Alanı:
Çocuk başına gelen her şeyi korkmadan anlatabileceği bir aile ortamına sahip olmalıdır. “Bunu söylersen kızarım” diyen bir ebeveyn çocuğun susmasını öğretir. Oysa hedef konuşabilen bir çocuk yetiştirmektir.
Kırmızı çizgiler ile mahremiyet eğitimi aslında birbirinin tamamlayıcısıdır. Sınır koyulmayan bir ortamda mahremiyet gelişmez. Mahremiyetin olmadığı yerde ise çocuk kendini koruyamaz.
Unutulmamalıdır ki;
Çocuklar sözlerimizden çok davranışlarımızdan öğrenir.
Eğer biz kendi sınırlarımıza sahip çıkmazsak onların da sınırları olmaz.
Ve en önemlisi…
Mahremiyet eğitimi bir konuşma değil bir yaşam biçimidir.
