Okuryazarkitaplar
DenemeKöşe & YazıManşetMitolojiOkurYazarKadınlarPsikoloji/SosyolojiSüveyda Burçak ErisYaşam

Şefkat

Şefkat Hayatımızda Neden Bu Kadar Önemli Bir Yer Kaplıyor?

Klinik Psk. Süveyda Burçak Eris

[email protected]

Şefkat, bir insanın yaşadığı duruma anlayışla yaklaşabilmesi, onu yargılamadan görebilmesi ve sevecen bir ilgiyle temas kurabilmesidir. Şefkat; aceleyle düzeltmeye çalışmadan, görmezden gelmeden ya da mesafe koymadan, karşısındakiyle temas edebilmeyi içerir. Bu yönüyle şefkat, sadece bir duygu değil; insanın hem kendisine hem de başkalarına karşı geliştirdiği dikkatli, kapsayıcı ve ilgilenici bir tutumdur.

Bir çocuğun ağladığını fark edip yanına gitmek, zorlanan birine acele etmeden eşlik edebilmek, kendin dağıldığında hemen toparlanmak zorunda hissetmemek… Bunların hepsi şefkatin farklı görünümleridir.

Şefkate Neden İhtiyaç Duyarız?

Şefkat, insan ruhunun en temel ihtiyaçlarından biridir, insanın hem ruhsal hem bedensel olarak ayakta kalmasını sağlayan temel bir düzenleyicidir. Sadece iyi hissettiğimiz anlarda değil; zorlandığımızda, hata yaptığımızda, kırıldığımızda da bizi ayakta tutan bir iç ve dış kaynak olarak işlev görür. Hem kendimize gösterdiğimiz şefkat hem de başkalarından aldığımız şefkat, psikolojik iyi oluşun temel yapı taşlarındandır.

İnsan, zorlandığında yalnız kalmaya uygun bir varlık değildir. En başından beri bir başkasının varlığıyla sakinleşir; sesle, bakışla, temasla regüle olur. Bebeklikten itibaren birinin bizi fark etmesi, ihtiyaçlarımıza karşılık vermesi ve yanımızda kalması; dünyaya dair en temel hissi oluşturur: güvende olma.

Bu yüzden şefkat gördüğümüzde rahatlamamız tesadüf değildir. Beden tehditten çıkar, sinir sistemi yatışır. Nefes yavaşlar, kaslar gevşer, savunma azalır. Şefkat, yalnızca duygusal bir yakınlık değil; bedenle doğrudan temas eden bir güven deneyimidir.

Şefkat bazen bir başkasına yönelir, bazen de kendimize. Ancak bu iki alan birbirinden bağımsız değildir. Dışarıdan gördüğümüz şefkat, zamanla iç sesimize dönüşür. Birileri bizi sakinleştirebildikçe, biz de kendimizi sakinleştirmeyi öğreniriz.

Zorlandığında Birinin Seninle Olduğunu Bilmek

İlişkisel şefkat, bir başkasının zorlanmamıza tanıklık etmesi ve bu zorlukla bizi yalnız bırakmamasıdır. Çözmekten çok eşlik etmeyi, düzeltmekten çok yanında olmayı içerir.

Anne babadan ya da bakım verenlerden gelen şefkat, sinir sisteminin nasıl çalışacağını belirler. Ağladığımızda birinin yanımıza gelmesi, korktuğumuzda sakinleştirilmemiz, ihtiyaçlarımızın fark edilmesi; dünyaya dair temel bir hissi inşa eder: “Zorlandığımda biri benimle olur.” Bu deneyimler, ilerleyen yıllarda ilişkilerden ne beklediğimizi ve zorlukla nasıl baş ettiğimizi doğrudan etkiler.

Yetişkinlikte partnerimizden, dostlarımızdan ya da hayatımızdaki önemli figürlerden gördüğümüz şefkat de benzer bir işleve sahiptir. Şefkatin olduğu ilişkilerde kişi sürekli güçlü olmak zorunda kalmaz. Dağılmaya, yorulmaya, durmaya alan vardır. İlişkisel şefkat, yükü tamamen ortadan kaldırmaz ama onu paylaşılabilir hale getirir.

Kendini kucaklayabilmek

Öz şefkat, kişinin kendisiyle kurduğu iç ilişkide anlayışlı, kabul edici ve destekleyici bir tutum geliştirebilmesidir. Aslında çoğu zaman başkasından görmeye ihtiyaç duyduğumuz o kucaklayıcı tutumu kendi kendimize sağlayabilmektir.

Öz şefkat, zorlandığında, hata yaptığında ya da beklentilerini karşılayamadığında kendini sertçe yargılamak yerine, yaşanan deneyimi insan olmanın doğal bir parçası olarak görebilmeyi içerir. Fakat öz şefkat yalnızca zor zamanlarda devreye giren bir tutum değildir. Aslında günün her anında, çoğu zaman fark etmeden kendimizle nasıl konuştuğumuzla ve kendimize nasıl davrandığımızla ilgilidir.

Bu nedenle öz şefkat, kişinin kendisiyle kurduğu sürekli bir iç ilişkiyi ifade eder. Zorlandığında kendini sertçe eleştirmek mi, yoksa durup olan biteni anlamaya çalışmak mı… Öz şefkat; hatayı yok saymak, ‘boşver’ demek ya da sorumluluktan kaçmak değil, yaşanan zorluğu inkâr etmeden onunla temas edebilmektir.

Ancak öz şefkat çoğu zaman kendiliğinden gelişmez. İnsan, kendisiyle nasıl konuşacağını genellikle başkalarından gördüğü şefkati içselleştirerek öğrenir. Birileri bizi zorlandığımızda sakinleştirebildiyse, zamanla biz de kendimize aynı tutumla yaklaşabiliriz. Bu yüzden öz şefkat, çoğu zaman ilişkisel şefkatin içe yerleşmiş hâlidir.

İnsan, Şefkat Gördüğü Yerde İyileşir

Kısacası şefkat, insanın hayata tek başına dayanmak zorunda olmadığını hatırlatır. Zorlandığımızda birinin bizi görmesi, yanımızda kalması ya da bunu kendimize yapabilmemiz; yükün ağırlığını gerçekten azaltır. Şefkat, kırıldığımız yerden toparlanmamıza, dağıldığımızda yeniden tutunmamıza yardım eder. Bu yüzden bu kadar önemlidir: Çünkü  insan, şefkat gördüğü yerde iyileşir.

Ama hatırlanması gereken önemli bir nokta da şudur:

Başkası tarafından görülen şefkat insanı derinden teskin eder; ancak insan bu şefkati dışarıda değil içinde arayıp bulabildiğinde büyür.

İlgili Haberler

Vurgun

okuryazarkitaplar

Şiirce @okuryazarkitaplar

okuryazarkitaplar

Yılın Son Haftasında Yenilenmek: Bir Fırsat mı, Bir Baskı mı?

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...